Yasak Sorular Yanlış Hükümler

Ali Rıza YAVUZ’un Toplumsal Dönüşüm Yayınları tarafından 2004 yılında çıkan kitabını bana armağan etmiş birisi. Kim etmiş, imzası okunmuyor, adını da yazmamış. İlgili yasayı anımsadım, imzanın hukuken geçerli olabilmesi için, kişinin adı ve soyadı okunabilir olmalı hükmünün niçin konulduğunu. Bir de ithaf yazmış kişi, “Aytaç Hocam’a Sınav kağıdı tedirginliği ile arzediyorum. Saygılarımla (okunmayan imza) 11.04.2004.” Tarihe bakılırsa kitabı yayınlanır yayınlanmaz almış. Kitabın adını aynen kapağındaki gibi yazmaya çalıştım. Görünce tanırsınız diye. Bugün okumak kısmetmiş. Birlikte okuyalım.

Kitabın önsözü, içindekiler dizini yok. Yazarı tanıtıcı bir bilgi yok. Ancak okuyunca rastlayacağız, muhasebe alanında öğrenim gördüğünü ve o alanda çalışıyor sanırım. Aslında Yazar’ın bir de  politik, sanırım parti yaşamı var; çünkü o grubu ve o kesimdeki durumları tanımlarken çok realist örnekler yaşatıyor. Okumaya başladıktan bir süre sonra fark ettim; kitabın kapağına dikkatle bakınca ön ve arka kapaklarda üst köşelerinde küçük ince harflerle DENEMELER yazılı. Doğru Montaigne ile kıyaslamadan, “denemeler” türü bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Yazar 240 sayfada 103 başlıkta düşündüklerini okuyucu ile paylaşmayı denemiş. Bu denemelerden birini, 104.sünü arka kapağa yazmış birlikte okuyalım; özgün yazım biçimini de koruyarak.

“Bireyselleşmek. İnsan olmak. Haklarını ve görevlerini

bilerek, bilinçli bir yurttaş olmak.

Bu amaçlarla insana dayatılan demokratik olmayan,

insanın doğasına ters, yoksullaştırıcı, bağnazlaştırıcı,

gütmeye hazır her türlü yaptırıma karşı çıkabilecek

donanımda bir insan teki olmak. Kendisi gibi olanlarla

işbirliğine, insanlık dışı her şeye karşı mücadele etmeye

hazır bir birey olmak. Yalnızca kendini düşünen,

“Benden sonra tufan” anlayışında.

Güçlüye yaltaklanan. Güçsüze zorbalık yapan.

Dünyayı yalnızca bir ekonomik çıkar aracı olarak gören.

Bireycilere karşı doğrudan ve cepheden mücadele eden.

Yalansız. Dolansız birey.

İşte elinizdeki kitapta böyle bir birey olmanın yollarını okuyacaksınız. İşinize gelmiyorsa bu kitaba dokunmayın. Yok, ben de birey olacağım diyorsanız bu kitabı okuyun”

 

Yazar bu son, beklide ilk denemesinde, kitabın içeriğinin yaklaşık % 60 ını özetlemiş. Ama isterseniz şöyle sayfaları çevirelim, bazı başlıkları ve içinden özgün bir cümleyi birlikte okuyalım.

militanlık ve fanatiklik: Fanatik: Bir düşünce veya imgeye koşulsuz ve ölçüsüz bir tutku ile bağlı olma hali.

Militan: Bir düşünce, bir görüş, bir parti içinde savaşım veren kişi. Dikkat ederseniz bu iki hal ve tavır de bireyin kendini ikinci plana bıraktığı, başka birilerininegemenliği altına girdiği hal ve tavırdır.

“hiç “kendinizle” hesaplaştınız mı?  Birey olmak, bireyin kendi terazisi ile tartılmasıdır. Terazinin bir kefesinde aklı, gönlü ve düşünceleri, hayalleri ve arzuları yer alır. Diğer kefesinde ise yaptıkları, yapabildikleri yer alır. Ne yazık ki daima aklı, gönlü, düşünceleri, hayalleri ve arzuları ağır basar.

yasak sorular yanlış hükümler: Herkes suçluysa, hiç kimse suçlu değildir. Böyle bir durumda suç işlemek insanoğlu için neredeyse kaçınılmazdır.

linç: Eğer hepimiz iyilik dolu olsaydık, cehenneme ne gerek vardı? Katıldığım ilk linç eylemi, köyde sığır güderken, dere kenarında gözümüze çarpan bir su yılanı yavrusunu arkadaşlarımla birlikte sopalarımızla öldürmekti. O olaydan sonra sanki hepimiz tek bir insan olmuştuk. Ne yazık ki insan kültüründe linç içkindir.

farklı olmayı fark etmek: Görgül davranan insanlara cemiyet arasında “koyun sürüsü gibi” derler. Mezbahada bile kesime giden koyunların önünde ‘mezbahanenin demirbaşı’ olan bir koç/koyun bulunur. O diğerlerini peşisıra sürükler ve kesime yani ölüme götürür.

bireyin hiçselleştirilmesi: İnsanlar eski çağlardan beri koyun, sığır, tavuk gibi bazı hayvanları evcilleştirerek kendileri için yetiştirmeğe başlamışlardır. Bu hayvanların aklı olsaydı evcilleştirmeleri mümkün olabilir miydi, yada ne kadar süre evcil kalmaları mümkündü? Bu sorulara herkes kendine göre cevap verebilir. Siz de veriniz.

kendinizi tekrar etmeyiniz: İnsanın günlük yaşamda kendini tekrar etmesi; en kolay, en rahat, belasız bir yoldur. Ama kendinizi her gün tekrar ederseniz yeni bir şey öğrenmeniz, kendinizi yenilemeniz, yeni bakış açısı edinmeniz çok zordur.

direnmek yaşamaktır: Karın doyurmak ayrı yemek yemek ayrıdır. Karın doyurmak zorunluluk ama yemek yemek yaşama sevincidir.

birey çekinmez ama tedbirlidir: Bütün otoriteler “düşünen bireyler için” potansiyel tehdittir. Sınırlarını zorlamadığımız sürece yaşam alanımızın ne kadar olduğunu belirleyemeyiz. Tıpkı çayırda otlamak için çakılmış beygirler gibi, ipimizin erdiği yere kadar ulaşabiliyoruz.

insanları yönetmenin en kolay yolu: Egemenlerin değer yargıları ahlakın kendisi değildir. Ahlakın kendisi evrensel kamu vicdanıdır. O vicdanın bir parçası olunuz. Dayatmalara karşı dayatınız.

umutlarınızı gölgede kurutmayınız: otoritelerin gölgesi, insanların gelişmesi, yaşaması için engeldir. Bu gölge aynı zamanda onların kendilerini bizden saklamalarına da yarar.

birey yönetilemez ama temsil edilebilir: Yönetme ve yönetilme özünde zorba bir ikiliktir. Kendi süreci içinde iradi, yani isteğe bağlı değil, dayatma bir olgudur. Gerçek demokraside seçilenler yönetmek için değil, temsil etmek için seçilirler.

beni kim anlamaz kim anlar: Hiç umutsuz aşk yaşamamış, dört ortalı matematik defterinin formülleri arasına bir mısra dahi şiir sokuşturmamış biri beni anlamaz.

Bireysel kaygılarımız: Hiç kimse kendini bildiğinden fazla başkasını bilemez. Herkesin sadece kendine ait olan ve asla ele geçirilemeyen tarafları vardır. İnsanları anlamak demek, insanların bütünüyle anlaşılamayacağını anlamak demektir.

Nasıl kaybedilir: Eğer bir eylemde kazanma olasılığı varsa, kaybetme olasılığı da vardır. Eğer bir eylemde kaybetme olasılığı varsa, kazanma olasılığı da vardır.

öküzler boğalardan güçlüdürler ama iktidarsızdırlar: Sevgili okur, sakın kendini, sistemin kölesi haline getirmek isteyen egemenlerin, oligarşilerin iğdiş etme operasyonlarına teslim etme. Kendileri de iğdiş olan “O” burmaların sizi kendilerine benzetme saldırılarına direnin.

Nasreddin Hoca’ya saygılarımla: yaşam sizin yaşamınızdır. Kıyamete kadarsziin olarak kalsın, yaşarken ölmeyin.

güçlüler, günahlarla büyür: Güney Afrika’da zenci papaz televizyonda konuşuyor: Beyaz adam bu topraklara geldiğinde topraklar, madenler, nehirler ve ormanlar bizimdi. Onlar İncil’i getirdiler. Şimdi topraklar, madenler, nehirler ve ormanlar onların oldu. İncil bize kaldı.

zeytindağı: Falih Rıfkı Atay’ın bir eserinin adıdır. Bu esere adını veren yer, Kudüs yakınlarında Osmanlı’nın 4. Ordu Karagahı’nın bulunduğu yerdir. Ordu komutanı kudretli ittihatçı Cemal Paşadır. Falih Rıfkı anlatıyor: Lübnan havası bize Dobruca havasından yüz kat daha yabancı idi. Fakat her yere “bizim” diyorduk. Aslında bizim olan, kan, gözyaşı, açlık, hastalık ve ölümdü. Osmanlı İmparatorluğu, Trakya’dan Erzurum’a doğru, koca gövdesi ile yan yatmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.

her şey bir şeydir

Bir her şeydir

( yani 1=)

Yani, bir eşittir sonsuzdur. Bu benim öncel düşüncemdir. Deneysel olarak ispatlayamam ama, bu düşüncenin doğru olduğuna inanıyorum.

yunus gözü

Bana sakın!  Paçaların neden batık diye sormayın. Ben boğazıma kadar derin lağım çukurundan geçerek geldim. İsterseniz çarmıha gerin, isterseniz engizisyonda yargılayın. Ben günahlarımla barışık, sevapla rımla küs olarak bu aleme “Yunus gözüyle” bakmağa devam edeceğim.

akıldışı davranmak akıl dışı inanmak: İnanç ve akıldışılık mayınlı, tehlikeli bir konudur. Pozitif bilimin öncüsü Hıristiyan alemi nasıl olup da Bakire Meryem’in İsa’yı doğurduğunu sorgulamaz? Tertullianus’un “creda guia absurdum est” (saçma olduğu için inanıyorum) sözünü rehber edinmişlerdir.

Kitabın da tam burasını okurken, o günkü Cumhuriyet gazetesinin Bilim Teknoloji ekinin 10. Sayfasındaki “Cinsel İlişkiye Gerçekten Gerek var mı?” başlıklı yazıyı okudum ve bütünleştirmek için paylaşmak istedim. Yazı biraz kışkırtıcı, biraz suçlayıcı şu cümle ile başlıyor: Yaklaşık iki milyar yıl önce tek hücreli bir organizma çifti, korkunç bir yanlış yaptı ve sevişti. Bugün hala bunun sonuçlarını yaşıyoruz. Yale Üniversitesi dirimbilim uzmanı Stephen C. Stearns, cinselliğe ilişkin 40 kuramdan her birinin kendine göre eksiklikleri var. Şimdilerde Red Queen savı önde gidiyor. Canlıların asalakların bir adım önünde olmaları için sürekli olarak genetik yapılarını değiştirmeleri gerekiyor. Cinsel birleşme yoluyla üreme, canlıların her kuşakta genetik düzenlerini değiştirmelerine olanak tanıyor. Ne var ki bu durum cinselliğin sonsuza dek süreceği anlamına gelmiyor. Kaynaklar ve eşler kıt olduğunda hemen tüm hayvan türlerinin eşeysiz üreme geçtikleri biliniyor. Britanya’daki bir hayvanat bahçesinde dişi bir komodo ejderi, hiçbir erkekle birlikte olmadığı halde 11 yumurta yumurtlamıştı. Dünyanın her yanına yayılmış olan “saksı yılanları” yalnızca dişilerden oluşur.

sevgili iradi köle: Aslında mucize yoktur. Varsa bile bu mucize bizzat insanın kendisidir.Öyle ya bütün i yilik ve kötülükler, bütün güzellik ve çirkinlikler, güçlülük ve güçsüzlükler, inanç ve inançsızlıklar bir tek bedende zuhur edebiliyorsa bu mucize değildir de nedir?

Okudukça ve yazdıkça: Ben aynı anda birden çok kitap birden okurum; evde işyerinde hatta ayakyolunda; bazılarını sürekli ve atlamadan, bazılarını da bölük pörçük. (Anladım BEN bu Yazarı neden sevdim. BANA benziyor)

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın