Yansıtıcı Düşünce

“Bu kitap, öğretme ve öğrenme sürecinde yaptıkları üzerinde düşünen ya da düşünmek isteyen öğretmen ve öğrenciler için yol gösterici olabilir.  Kitapta, hem öğrencilerin yansıtıcı düşünmeyi öğrenmesine hem de yansıtıcı  (düşünen) öğretmen yetiştirmeye ilişkin bilgilere ve etkinlik örneklerine yer verilmiştir.  Kitapta değişik dersler için hazırlanmış yansıtıcı düşünmeyi geliştirici ders planı örnekleri de sunulmuştur.”

Sizi bilmem ama ben genellikle kitapları incelemeye arka sayfalarından, hatta arka dış kapağından başlarım; kaynakçasına ve varsa son sözünü dinlemek isterim. Gülsen ÜNVER de, Yansıtıcı Düşünme kitabının arka sayfasında böyle tanıtıyorçalışmasını. Hemen iç kapağa baktım, yedi yıl önce 2003 yılında yayınlanmış. Meslektaşımızın kariyer çalışmalarının bir ürünü olduğunu kestirmek zor değil. İlk aşamada, bu çalışmanın hedef kitlesi olarak neden sadece öğretmen ve öğrencilerin seçildiğini yansıtıcı biçimde düşünmek istedim. Kitabın birden çok yerinde yansıtıcı düşüncenin öğretmen adaylarının yetiştirilmesi aşamasında kazandırılması gereken önemli bir yeterlik olduğu vurgulanmaktadır. Burada yazar daha çok hizmet öncesi eğitim aşamasını, eğitim fakültelerini kastetmektedir. Meslekte önemli bir aşama da göreve başlamış aday (stajyer) öğretmenlerin yetiştirilmesidir. Bu süreç genelde okul yöneticileri tarafından düzenlenip yürütülmektedir. Bu bakımdan okul yöneticilerinin de söz konusu düşünce modelinden haberdar olmaları, hatta yönetim süreçlerinde okul müdür ve yardımcılarının yansıtıcı düşünme yeterliklerini işe koşmaları beklenir. Bu bakımdan “öğrenme, öğretim sürecinde yapılanlar üzerinde düşüne ya da düşünmek isteyen öğretmen ve yöneticiler için de yol gösterici olacağını” düşünüyorum.

Yabancı bir sözcükten (reflective), yola çıkan Ünver, başlangıçta “yansıtıcı” sözcüğünü öğrenme süreci ile ilişkilendirerek, yansıtıcı öğrenme ile “geleneksel öğrenmeyi” karşılaştırmaktadır. Bir çizelgede özetlenen karşılaştırmada yansıtıcı öğrenmede öğrencilerin kendileri öğrenme hedeflerini belirlemekte, kendi yanlışlarını görüp düzeltebilmekte, olumlu davranışlarının ayırtına varmakta, kendilerini güdüleyebilmekte ve düşüncelerini açıklamaktadırlar. Bu sistemde öğretmen, öğrencinin öğrenmesini sağlamak için “ortam” hazırlayan kişi rolünü üstlenmektedir.

Yansıtıcı düşünme, pragmatik felsefeye dayanan ilerlemecilik akımının görüşleri ile örtüşmektedir. Bu felsefede, hem gerçek, hem de insan değiştiğinden mutlak bilginin olmadığına inanılır. Sanki yansıtıcı düşünen bir öğretmen adayının“zaman değişiyor, insanlar değişiyor, her şey değişiyor … ve siz yansıtıcı bir öğretmen değilseniz onlarla birlikte değişemezsiniz. Ve hiç değişmiyorsanız etkili olmayacaksınız. Bu değişikliklere hazır ve uymaya istekli olmak zorundasınız.” İfadesi, yaratıcı düşünceyi anlamamıza yardımcı olmaktadır. Yansıtıcı düşünce bir bakıma çevresine, karmaşık, farklı durumlara, olaylara, olgulara duyarlık, kuşku duymak, irkilme, duraksama ile başlamaktadır. İkinci evrede ileri sürdüğü tanımları, ilişkileri kabul ya da reddetmeye yarayan bir inceleme ya da araştırma etkinliğini gerçekleştirmektir. Bu özellikleri ile yansıtıcı düşünme eleştirisel, yaratıcı, biliş ötesi ve tüm bunları kapsayan bilimsel düşünme yöntemleri ile yakından ilişkilidir.

Aşağıda, kitapta yer alan Yansıtıcı Düşünme Modeli özet olarak verilmiştir.

  1. Bir sorun ya da ikilemin varlığı duyumsandıktan sonra, doğal olarak gözden geçirilir ve ayrıntılar incelenir.
  2. Sorunun olası çözümlerine ilişkin görüş ve öneriler ortaya çıkarılır
  3. Gerçek sorun  somut biçimde tanımlanır.
  4. Gerçek sorun için en uygun çözümler saptanır.
  5. En iyi çözüm yolunun “varsayımı” kurulur. (Sayıltısı-denencesi oluşturulur)
  6. En iyi çözüm yönteminin geçerlik ve güvenirliliği sınanır.
  7. Çözüm yolunun uygun olmadığı düşünülürse  C, D, E, F ye geri dönülür.
  8. Sorunu çözmeye yönelmiş kişi ya da grup güdülenmelidir.
  9. Çözümün kişinin ya da grubun yaşantılarına uygunluğu aranır.
  10. Çözümlerin gelecekte nasıl etkili olacağı düşünülmelidir.

Yukarıdaki model incelendiğinde yansıtıcı düşünmenin bir “sorun çözme”, “bilimsel araştırma” yaklaşımı olarak değerlendirilebilir.

Yazar, yansıtmanın teknik, uygulama, eleştirel olmak üzere üç alanda gözlendiğini vurgulayarak buna öğretmen dilinden örnekler vermektedir.

“Omuriliğin yapısını anlatırken astığım uyarıcı pano, çok iyi oldu. Öğrencilerin görsel yolla konuyu daha iyi kavramlarını sağladı.” (teknik alanda yansıtıcı düşünce)

“Anlatmak istediğim şeyleri tam olarak ifade edemediğimi düşünüyorum. Bu da zannediyorum ki anlatma alışkanlığı kazanıncaya kadar devam edecek. Derslerden vakit bulup biraz kitap okusam daha çabuk halledeceğimi düşünüyorum. “(uygulama düzeyinde yansıtıcı düşünme)

“Bu işe gerçekten değer vermeye, benimsemeye başladım. İyi bir öğretmen olacağıma inanıyorum. Arkadaşlarıma on gün sonranın planını hazırladığımı söyleyince güldüler. Hazırlıklarımı günlerce önceden tamamlıyorum. Çünkü bu işten gerçekten zevk alıyorum.”(Eleştirel alanda yansıtma)

Öğretmen adaylarının “yansıtıcı düşünme” becerilerinin geliştirilmesi için Yazar, sekiz etkinlik önermektedir.                                                                                                                                                                                1. Rehber öğretmenin, öğretmen adayının hazırladığı ders planlarına dönütler vermesi.

2. Öğretmen adaylarının ders planlarının uygulamalarının değerlendirilmesi.

3. Amaçlı, özel konulu tartışmalar (müzakereler)

4. Günlük Yazma

5. Gelişim dosyaları hazırlama

6. Eylem araştırmalarına katılma

7. Mikroöğretim çalışmalarına katılma

8. Öğretmenlik uygulamaları sırasında yapılan gözlemler.

Bu bölümü okurken, 4. Madde üzerinde yansıtıcı düşünmek gereğini duydum. Kalemin ucuna şu soru geldi: “Okul ortamında öğretmenler ne yazar?” Mutlaka şiir, öykü, roman yazan, bilimsel araştırmalara katılan raporlar yazan öğretmenlerimiz var. Bunların oranı nedir? Diye sorarsanız yüzde ile ifade ederken iki haneli rakamları kullanamayacağımı hissediyorum. Öğretmenlerin öğrenci ödevleri üzerin yazdıkları güdüleyici, yöneltici notları, ders defterlerine, nöbet raporlarına  yazdıklarını düşünüyorum ve öğretmenlerin “mesleki günlük” yazmalarının kendilerinin ve eğitim biliminin gelişimine önemli katkıda bulunacağına inanıyorum. Bir öğretmen bir günde birden çok sınıfta ne kadar değişik durumları gözlemek fırsatını, ortaya çıkan ne denli sorunları çözmek başarısını gösteriyor. Ancak bunlardan başkalarının bir bilgisi olmuyor ve alanyazın (literatür) zenginleşmiyor. Öğretmen okulun açık olduğu her gün için yaşantılarını teknik, uygulama ya da eleştirel boyutta yansıtıcı bir düşünme biçiminde zabilse okuldaki bir yıllık 180 eylemli işgünü sonunda üç formalık, yaklaşık 200 sayfalık bir ürün çıkardı ortaya.

Yazar Gülsen ÜNVER, ekler bölümünden önce kitabının bir özetini de vermiş. Bu kapsamda yansıtıcı düşünen bir öğretmenin sahip olması gereken yeterliklerini veya kendi deyimi ile özelliklerini şöyle sıralıyor. (a) Sürekli ve amaçlı düşünen, (b) Sorun çözücü, (c) Sorgulayıcı, (d) Araştırmacı, (e) Öngörülü, (f) İşbirlikçi, (g) Dürüst, (h) Açık düşünceli, (i) Sorumluluk duyan, (j) Tutarlı,  (k) Yapıcı, (l) İçten, (m) Sabırlı, (n) Yardımsever. Sayılan 14 madde için kendimi sınamaya kalktım ilk beş maddeden sonra kendim için karar vermede oldukça zorlandım. İsterseniz bir kez de siz deneyin. Örneği, içtenliğiniz ve bu yazılanları okurken gösterdiğiniz “sabırlılık” için kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bana kalırsa bu konuda duygularınızı ve düşüncelerinizi bir de yazmayı deneyin. Söylediklerinizden çok farklı olduğunu göreceksiniz. Gülsen Ünver, yansıtıcı düşünce açısından eğitim sistemimizi değerlendirirken şu çıkarımları yapıyor. Daimicilik ve esasicilik gibi felsefe akımlarının etkisinde kalan eğitim sistemlerinde yansıtıcı düşünceyi geliştirmek çok zordur. Öğrencilerin tekdüze işlemleri başarması hedeflenen eğitim sistemleri de yansıtıcı düşünmeyi engeller. Ayrıca öğretmen ve öğrencilerin ders yüklerinin çok olması gibi yansıtıcı düşünmeye ayrılan zamanı sınırlandıran nedenler de yansıtıcı düşünmenin önünde birer engeldir.

Türkiye’nin düşünen, farklı ve özgün düşünen insanlara gereksinimi olduğu bu dönemde, yansıtıcı düşünce, bir ilk hareket olarak uygun bir araç gibi görülmektedir.

Yazar yansıtıcı düşünce konusunda kendisi ile iletişim kurmak isteyenler için adresini de vermiş; eğer hala geçerliyse.

Dr. Gülsen Bağcıoğlu Ünver

Gazi Ün. Mesleki Eğitim fakültesi

Beşevler/ Ankara

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın