Pilavdan Plana Stratejik Gelişim

1960 yıllarında planlı kalkınma dönemi gündeme geldiğinde, genel seçimlere girerken, o günkü iktidar Partisi (CHP) Türkiye’nin planlı gelişime ihtiyacı olduğunu, bu amaçla Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırladığını, yeniden iktidara geldiğinde, hızlı bir atılım hamlesi gerçekleştireceğini açıklamıştı. Adalet Partisi’nden (AP), başta eski AP milletvekili Kadri Erdoğan’ın olduğu bir grup bu tezin anti tezini halka basit bir şekilde anlatabilmek için “Halk plan değil, pilav istiyor” diyerek ortaya çıkmıştı. Halk da tercihini “plan değil pilav” seçeneğinde yapınca bu yalın yaymaca (slogan) AP’ni (Süleyman Demirel’i) iktidara taşımıştı.

İzleyen yıllarda “Beş yıllık Kalkınma Planları” bürokrasinin eylemden, sonuçtan çok yazım, dağıtım ve söyleminde beş yıl aralıklı tekrarlara dönüştü. İki bin yılından (2006) başlayarak beş yıllardan daha uzun örnekse, 15-17 yıllık uzak gelişim hedefleri (Vizyon/feraset/firaset) geldi gündeme. Hükümet, Lozan Antlaşması’nın sona ereceği, aynı zamanda Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılını kapsayacak, “2023 Vizyonu’nu” açıkladı. Doğal olarak Vizyon’un, toplumun bütün kesimleri tarafından kucaklanması, benimsenmesi, izlenmesi toplumun 2023 Vizyonu etrafında, “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak” heyecanında yeniden bütünleşmesi hedeflenmişti.

Bir toplumu yeniden oluşturmanın, topluma şekil vermenin en temel araçlarından biri eğitimdir. 2023 Vizyonu’nun ortaya konulduğu bu dönem, eğitimde “Toplam Kalite Yönetimi” (TKY) yaklaşımının baskın olduğu dönemdir. TKY, Milli Eğitim Bakanlığı’na eğitimde yönetim anlayışının ve öğrenmenin iyileşmesi için sanayi kesiminde “kalite” uygulamalarını sürdüren bir STK vasıtasıyla sunulmuştu. Başta okullar olmak üzere öğrenim kurumlarını temelde bir işletme olarak gören bu yaklaşım, insana dönük, insan ağırlıklı öğrenim ortamlarında, okul yöneticileri, ilçe, il eğitim yöneticileri, maarif müfettişleri tarafından algılanmakta ve uygulanmakta zorlandı. Sonuçta süreç, bürokrasinin evrensel yazılar, dosyalar masalar arasında yutma ve uyutma becerileri ile özden, eylemden öte “biçime” dönüştü.

Yönetsel bir süreç olarak plan, amaca/hedefe yönelik, uygulama için  zaman boyutuna dizilmiş, anlamlı kararların bileşkesidir. Plan uygulamada önemli insan, madde ve enerji tüketimini, güven ve inanışların geliştirilip kullanımını gerektiren yönetsel bir  girişim, gelişim, değişim belgesidir. Planlar uygulanmak üzere hazırlanmış ciddi, önemli, sonuçlara, hedeflere, amaca ulaşmayı sağlayacak “stratejik” belgelerdir.

2004 yılına, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu kamu yönetimlerine stratejik plan hazırlama zorunluluğunu getirdi. Stratejik Planlamaya geçiş takvimine göre Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilk stratejik planı 2010-2014 yıllarını kapsayacak şekilde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı 2015-2019 Stratejik Plan çalışmaları kapsamında, planın temel mimarisini “Eğitim ve Öğretime Erişim”, “Eğitim ve Öğretimde Kalite” ile “Kurumsal Kapasite” temaları kapsamında beş yıllık stratejik amaçlar ve hedefler ile bu amaç ve hedefleri gerçekleştirecek ilkeleri belirlemiştir.

Yukarıda birkaç satır içinde verilen iki beşer yıllık stratejik planların hazırlanması çok yoğun bir katılım, işbirliği ve çalışma ürünüdür. Özellikle 2010-2014 yılları için çalışmalar plandan çok stratejik planlama fikrinin yerleştirilmesi, stratejik plan yapma düşünce modelinin benimsenmesi ve planlama sürecinin her düzeydeki eğitim ve okul yöneticilerinin kabul alanına yerleştirilmesi ve plan uzmanlık becerilerinin geliştirilmesi çabalarından oluşmaktadır. Planın Bakanlık merkez örgütünden taşraya, daha da önemlisi okula kadar ulaşan hiyerarşik yapısı her düzeydeki planlamanın bir üst düzeydeki planın vizyon, misyon ve ilkelerine bağlılığını biçim içerik yönünden benzerliğini gerekli kılıyordu. Taşra teşkilatı çok yoğun emek ve zaman sarfetti ve sonuçta her düzey ve türdeki okul kendi stratejik planını üretti.

Okul, milli eğitim teşkilatının en stratejik birimidir. Okul, milli eğitim tasarılarının somutlaşması beklenen kurumsal çevredir. Yazarın özgün deyimi ile okul, eğitim sisteminin kara kutusudur. Okul, paydaşları, işleyişi, kadrosu ve iklimi ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2016-2019 yıllarını kapsayan stratejik planının müşahhas sonuçlarının gözlenip, ölçülüp değerlendirileceği uç birimdir.

Beş yıllık (2016-2019) MEB  Stratejik Planının, felsefi temellere dayalı, yalın VİZYONU, biçiminde tanımlanmıştır.

Bu hedeflerin başarılma alanı okuldur. Okul, kendi kurumsal varlığı ve çevresi ile bu vizyon ve misyonun denetiminin gerçekleşmesinde, insan bedeninin bütünlüğündeki hücrelerin rolüne benzer önemli bir role sahiptir. Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı, uygulamada okulun ve özellikle okul yöneticilerinin konumunu ve niteliklerini, “çağın eğitim yönetimi anlayışının gerektirdiği bilgi ve becerileri ile donanmış okul liderlerine sahip olması” yargısı ile pekiştirmektedir. Bu açımlamada stratejik planların uygulama daha doğrusu öğrenim etkinlikleri ile bütünleştirilmesinde okul yöneticilerinin önemi ortaya çıkarmaktadır.

Okul yöneticileri, okul müdürü ve müdür yardımcılarından oluşan öğretmen kökenli, amatör ruhu ağırlıklı, usta çırak yöntemi ile geleneksel bürokrasi zihniyeti ile yetişmiş bir yönetim takımıdır. Stratejik planların gerçekleştirilmesinde bu takım önemli bir role sahiptir. Stratejik planların başarısı, mikro düzeyde okul stratejik planlarının başarısının bileşkesidir.

Okullar, yukarıya dönük bakış açısı ile bir yönetsel istemi karşılamak düşüncesi ile kendi stratejik planlarını hazırlamışlardır. Ancak okullarındaki öğrenim etkinlikleri ve yönetsel eylemlerinde hareket noktası olarak stratejik planlarını merkeze almamaktadırlar. Her öğrenim eylem ve etkinliğinin kendi stratejik planları ile ilişkisini kurmakta zorluklar yaşamaktadırlar. Çünkü okul yöneticileri bu yönetsel araçların içerik, yapı ve işleyişine, felsefesine, esnekliğine hakim olacak kadar bilgi, beceri ve cesareti geliştirememişlerdir.

Anlamlı bir gelişim/geliştirme desteği ile okul yöneticilerinin “planları okuma, yorumlama becerisi ve uygulama cesareti” artırılabilecektir.

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın