OYBGF

Okul Yöneticisi, Bütünleşme, Gelişme ve Farklılaşma Programı 

                      

FARKLI YÖNETİM  BECERİLERİ (*)

Bu program aracılığı kazandırılması öngörülen duygu, okul müdürünün kendini çözümlemesi ve alçak gönüllük, içinde varlığını derinden, konumunu yüksek algılamasıdır. Okul müdürlerine soyut bilgiler kazandırmak yerine, onların duygusal zenginliklerine katkıda bulunmaktır. Bu işbirliği ve paylaşım sonunda, katılımcı okul müdürü meslektaşlarımızın, paylaşımcı, usta öğretici (sunum erbabı-formatör) olarak kendi meslektaşlarını geliştirmekten heyecan ve gurur duyar. Üzerinde çalışacakları uzmanlık bilgilerinin etkili sunum becerilerini kazanır. OYGEP programlarında kazandıkları becerileri işe koşarak katılımcıların kendilerini ve mesleki konumlarını algılama biçimlerini farklılaştırırlar.

Okul Müdürlerinin Etkili Özellikleri

Bu çalışmanın amacı, katılımcıların mesleki yaşantılarına dayalı olarak okul müdürlerinin yeterlik alanları ile ilgili ortak veri oluşturmaktır. Bu dokümandan yararlanarak okul müdürlerinin yetiştirilmesi sürecinde, paylaşımcıların üzerinde duracakları, ön plana çıkaracakları yeterlikler konusunda genel bir yargıya varmaları beklenir.  Paylaşım Gelişim Çalışması

Şimdiye kadar tanıdığınız, birlikte çalıştığınız okul müdürlerini hatırlamaya çalışın. Bunların yönetici olarak sizi etkileyen, güdüleyen, rahatlatan, geliştiren olumlu davranışları ile sizi rahatsız eden, çalışma şevkinizi kıran, mesleki gelişmenize katkısı olmayan olumsuz davranışlarını aşağıda ayrılan yerlere sıfatlar kullanarak yazınız. Teşekkür ederim.

Tanıdığım, birlikte çalıştığım okul müdürlerinin beni etkileyen
Olumlu davranışları/halleri/tutumları Olumsuz davranışları/halleri/tutumları
 

 


Şimdi katılımcı meslektaşlarınızla paylaşmak üzere her sütuna yazdığınız sıfatlardan önemli olarak nitelendirdiğiniz üç tanesini önce aşağıdaki boşluğa daha sonra eğer sizden önce yazılmamış ise duvardaki büyük kâğıda yazınız; eğer yazılmış ise yanına ( / )  şeklinde işaret koyunuz lütfen. Teşekkür ederim.

Üç önemli Olumlu davranış/tutum v.b. Üç önemli Olumsuz davranış/tutum v.b
1 1
2 2
3 3

Bütün meslektaşlarınızın ortak görüşü ile okul müdürlerinin öne çıkan olumlu ve olumsuz üç davranışını not ediniz. Bunları okul müdürleri
yeterliklerinin bir dilimi olarak tanımlayabilirsiniz. Yeterlik bir işi ya da görevi yerine getirmek için gerekli doğal ya da sonradan kazanılmış özelliklerin (bilgi, beceri, tutum) varlığı, aynı zamanda o işi ya da görevi yetine getirmeye engel durumların azlığı veya yokluğudur.

Alanda Okul Yönetimi Geliştirme (OYGEP) çalışmalarında sizden beklenen, son aşamada ulaşılan müdür özelliklerinden olumlu olanların pekiştirilmesi, olumsuz olarak nitelendirdiklerinizin yok edilinceye kadar azaltılmasına odaklanmanızdır. Nasıl mı?

Doğuştan Getirdiğiniz Bir Özelliğinizi Kullanın: GÜLÜMSEYİN !

Hiç kimse asık suratlı biri ile çalışmak, böyle birisinden bir şey öğrenmek istemez. Çocuklar güler yüzlü öğretmenleri seviyorlar ve onların derslerinden başarılı oluyorlar. Okula gelen bir müfettişten ya da yeni bir amirden söz ederken “güler yüzlü bir insan” nitelemesini yaparız.  Gülümsemek ve ağlamak doğuştan getirdiğimiz güçlerimizdir. Ancak zamanla bu ikisini de kültürlenme süreci içinde bastırır, yok hale getirmeye çalışırız. Çoğu kez gülümsemenin “ciddiyet” ile bağdaşmayacağını düşünürüz. Gülümseyen insan karşısındakini rahatlatır. Gülümseyen insan güzelleşir; gülümseyen insan iletişime açıktır. Gülümseyen insanın beyninde “serotonin” denen bir madde meydana gelir ve bu madde kişiyi rahatlatır, düşünmesi daha etkin konuma geçer. Birlikte olduğunuz, el sıkıştığınız   insanların yüzüne, gözünün içine bakın ve GÜLÜMSEYİN ! Böyle daha etkili ve sevecen olduğunuzu anımsayın lütfen.

Hiç Kimse Herkes Kadar Bilemez

Bu sözü duymuşsunuzdur. Özellikle yaşadığımız “bilişim” çağında bilgi herkesin parmağının ucunda. Üstelik bilgi bilimsel olmaktan öte kültürel bir üründür. Her kültürün kendine özgü, sınanmış bilgileri vardır. Sizin de öyle. Çocukluğunuzda, meslek yaşamında, ev işlerinde çalışırken, askerlikte yaşantılarınız sonucu kazandığınız yığınla bilgileriniz, becerileriniz vardır. Bunlar çok kıymetlidir.

Bir kişiye, bir meslek grubuna bir kısım bilgi veya becerileri kazandırmadan önce onların “neleri bildiği”nin bilgisine sahip olmanız gerekir. Bu bilgi her zaman ussal, toplumsal, ekonomik, bilimsel olmayabilir.  Örneğin birlikte çalıştığınız grup üyelerinden biri, dişlerdeki sarı sigara lekelerini çıkaran bir ot tanımakta ve kullanmaktadır. Bu bilimsel nitelikte bir bilgi değildir, fakat bireyin yaşamında etkindir. Bu gruba sigaranın zararlarını, ağızdaki tahribatı konusunda yeni bir şeyler kazandırmanız söz konusu olduğunda bunu bilmeniz, kişinin bu bilgisini işe koşmanız çabalarınızın etkililiğini artırır. Yeni bir bilgi kazandırma (öğretme), sıfırdan başlayarak boşlukta gerçekleştirilen bir süreç değildir. Bir bilgi, mutlaka daha evvelki bir bilginin üzerine “inşa” edilir. Önceki sayfada, okul müdürlerinin yeterlik alanlarını belirlerken, ben sizlerin yaşantılarınız sonucu kazanılmış bilgilerinizden yararlandım. Okul yöneticileri ile çalışırken, onların da bildikleri çok şey olduğunu unutmayın ve bunları ortaya çıkartmaları, ifade etmeleri, paylaşmaları için ortamlar hazırlayın lütfen. Bu yöntem sizin tek yönlü takrir aracılığı ile göndereceğiniz bilintilerden daha etkili olabilir.

Bu güne kadar katıldığınız mesleki geliştirme programlarından en çok yararlandığınız hangisi veya hangileri oldu. Bu programların, daha az yararlı olanlardan farkı neydi?
Katıldığınız gelişim etkinliğinde sizi etkileyen bu farklılığı, görev aldığınız dönemlerde usta öğreticiliğinizin farklılığı olarak ortaya koyabilirsiniz.

Münakaşa Etmeyin (Tartışmayın) Müzakere Edin!

Aşağıda size dört sözcük veriyorum. Bunların dördü de Türkçe değildir fakat dilimizde kullanım alanı vardır:

     1) Münazara          2) Münakaşa          3) Müzakere          4) Mülakat

En yakınınızdaki arkadaşınız ile yardımlaşarak bu dört sözcüğün biçim ve anlam yönünden ortak olan üç özelliğini bulmaya çalışın lütfen. Bulgularınızı sınıf ortamında diğer arkadaşlarınız ile paylaşmaya hazırlanın lütfen.

Okul ortamında bu dört eylemden en çok hangisini kullanıyorsunuz; uygulama sürecinde yaşadıklarınız ve ulaştığınız sonuçları grupla paylaşmak ister misiniz?

Genellikle Okulların Yönetmeliklerinde öğretmenler kurulunun çalışma yöntemi,
Ders yılı içinde yapılan toplantılarda çalışmalar gözden geçirilip değerlendirilir, eksiklik ve aksaklıkların giderilmesi için alınacak önlemler görüşülür ve kararlaştırılır.
Ders yılı sonunda yapılan toplantıda öğrencilerin devam-devamsızlık ve başarı durumları gözden geçirilir, üst makamlarca ve okul yönetimince verilen konular görüşülür ve kararlaştırılır.
Biçiminde ifade edilmiştir. Burada söz konusu olan “görüşme” uygulamada nasıl gerçekleşmektedir?

“Müüzakere” ile okullardaki toplantılarda yaygın biçimde kullanılan tartışmanın (münakaşa) grup çalışmaları için geçerli iletişim yöntemleri olduğu söylenebilir.

Öğrenen örgütlerde önce müzakere öğrenilir sonra münakaşa.

Üç Sihirli Sözcük

“Sözcük” dilbilgisi açısından yapısal olarak ufak, küçük “söz”  anlamını içerir. Ancak benim size sunacağım üç sözcük (kelime) bütün iletişim ortamlarında sizi güçlü kılacak, iletişiminizin etkililiğini artıracak, sosyal nitelikleriniz arasına “kibar-nazik” tanımlamalarını da katacak güçlü sözcüklerdir. O güzel Türkçemizdeki derin anlamlı ve etkili sözcüklerden üçü,

LÜTFEN

ÖZÜR DİLERİM

TEŞEKKÜR EDERİM.

Her yaş ve düzeydeki insanlarla günlük konuşmalarınızda, toplantılarda, topluluklara hitap ederken, özellikle sunumlarınızı yaparken bu üç sözcüğü mümkün olduğunca sık hatta çok sık kullanın. İnsanlar işiterek konuşmayı öğrenirler. Onların nasıl konuşmalarını, hangi kelimeleri kullanmalarını, genel bir anlatımla “ağızlarından ne çıkmasını” istiyorsanız kulaklarından onun dolmasını sağlayın. Birlikte çalıştığınız insanlara, özellikle öğrencilere ve çocuklara bu sözcükleri çok, hem de pek çok kullanın.  Bu üç sözcük nazik ve kibar olmanın göstergelerinden biridir. Kibar ve nazik bir okul müdürü her zaman çevresindekilerin ve yukarıdakilerin dikkat ve hayranlığının üzerinde yoğunlaştığı bir yöneticidir.

Kibarlık her yaş ve her konumdaki insan için geçerli bir niteliktir. Kibar insan konuşmasından, davranışlarından ve genel biçiminden belli olur. Bulunduğunuz ortamın ve çevrenizin, çevrenizdekilerin kibarlık düzeyini belirlemek amacı ile aşağıdaki aracı kullanabilirsiniz.

Kibar insanlar konuşurken

üç sihirli sözcüğü

lütfen,  özür dilerim,  teşekkür ederim

çok sık kullanırlar

Öğretmenlerimden üç sihirli sözcüğü işitme sıklığı

Sihirli Sözcükler Kullanılma Sıklığı
Çok sık Sık Seyrek Nadiren Hiç
Teşekkür ederim
Özür dilerim
Lütfen

Velilerimizden

Sihirli Sözcükler Kullanılma Sıklığı
Çok sık Sık Seyrek Nadiren Hiç
Teşekkür ederim
Özür dilerim
Lütfen

Öğrencilerimizden ve okul çalışanlarından üç sihirli sözcüğü işitme sıklığı

Sihirli Sözcükler Kullanılma Sıklığı
Çok sık Sık Seyrek Nadiren Hiç
Teşekkür ederim
Özür dilerim
Lütfen
Bireysel Çalışma Dokümanı

Ne Kadar Kibar ve Görgülüsünüz

Günlük yaşamınızı göz önüne alarak aşağıdaki maddeleri cevaplandırmaya çalışınız. Cevaplarınızı grup arkadaşlarınızla paylaşınız.

 

Eşinizle veya bir bayan arkadaşınızla bir şeyler yemek için bir lokantaya girdiniz. Hava soğuk ve her ikinizin başında da şapka var. Şapkanızı ne zaman çıkarırsınız?

  1. İçerisi çok sıcak değilse çıkartmam
  2. Masamıza oturduktan sona çıkartırım
  3. İçeriye girer girmez çıkartırım

 

Bir erkek, bir bayan ile tanıştırıldığında el uzatma ve sıkışmak konusunda

  1. Erkek olarak elimi tanıştırıldığım kadına uzatırım.
  2. Kadınlarla el sıkışmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Başımla selam veririm.
  3. Bayanın elini uzatmasını beklerim. Uzatırsa tokalaşırım. Değilse başımla selam vermekle yetinirim.

 

Yeni tanıştığınız kişi size bir de kartvizitini uzattı.

  1. Teşekkür ederek alır, ayrılıncaya kadar elimde tutarım, ondan sonra cebime koyarım
  2. Teşekkür edip cebime koyarım
  3. Teşekkür eder önce dikkatle inceler sonra cebime koyarım.

 

Masada iki arkadaşınızla sohbet ederken cep telefonunuz çaldı.

  1. Özür dileyerek masadan kalkar, telefon görüşmesini onları rahatsız etmeyecek bir uzaklıkta sürdürürüm.
  2. Arayandan özür diler, kendisini ilk fırsatta arayacağımı söyler, telefonu kapatırım.

 

Restoranda hesabı kim öder? Erkek mi kadın mı?

  1. Kadın öder.
  2. Her zaman erkek öder.
  3. Kadın ve erkek fark etmez, daveti yapan kimse hesabı o öder.

 

Bazı davetiyelerin altında yer alan LCV kısaltması ne ifade eder.

  1. Menüdeki “limonata, cin, votka” sözcüklerinin kısaltılmasıdır.
  2. “Lütfen cevap verin” sözcüklerinin kısaltılmasıdır.
  3. “Eşinizle birlikte Gelmeniz” anlamında Fransızca bir cümlenin kısaltılmasıdır.

 

Resmi bir davette yemek salonuna geçildiğinde konuklar yerlerine ne zaman oturur.

  1. En yaşlı konuk ya da onur konuğu yerine oturduktan sonra.
  2. Davet sahibi ya da sahibesi yerine oturduktan sonra
  3. Oturacak yer kendisine gösterilir gösterilmez

 

Daha yemeğe başlamadan yere düşen çatalınızı ne yaparsınız?

  1. Masa örtüsüne silerim
  2. Yenisiyle değiştiririm
  3. Peçeteyle silerim
  4. Masa örtüsünün kenarıyla silerim

 

Yeni Bir Yönetici Yeterliği: Aklı Yönetmek

Aşağıda yöneticiliğin farklı  bir anlayışla düzenlenen tanımı verilmiştir.

YÖNETİCİ,
BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI TAKIM ELEMANLARININ
VEYA ÇEVRESİNDEKİLERİN
ZİHİNSEL GÜÇLERİNİ SERİ VE PARELEL BAĞLAYAN İNSANDIR.

Tanımı irdeleyin ve yanınızda oturan meslektaşlarınızın görüşlerini paylaşın. Bu tanımda şimdiye dek rastladığımız yönetim ve yönetici tanımlardan farklı terimler kullanıldığı konusunda fikir birliğine ulaşabiliriz. Tanım genellikle fizik bilgilerimiz içindeki terimleri içermektedir. Geleneksel yönetici veya yönetim tanımlarının bir parça gerilerde kalması doğaldır. Zaten ancak bir yeni durum oluştuğunda daha öncekilerin “geleneksel” özelliğini kazanması mümkündür.

Geleneksel tanımları öğeleri ile anımsamaya çalışalım Bunlardan biri, “Örgütün (veya örgütte) insan ve madde kaynaklarını en etkili biçimde (veya ussal) bir araya getiren kişidir. Kuşkusuz tanımın halen %50 oranında bir geçerliği vardır. Bu geçerli dilim, “insan kaynağına” ilişkin olan kısmıdır. Kurumlardan, kuruluşlardan söz ettiğimiz zaman işleyen, çalışan, üreten, canlı yapılardan söz ediyoruz. Bu yapı insan davranışlarından oluşan bir yapıdır. İçinde olduğunuz veya en iyi tanıdınız bir kurumu düşünün. Okul veya fabrika. Bu yapıların,  müesseselerin içindeki insanları, çalışanları, müşterileri varsa ziyaretçileri okulun fiziksel anlamda, mekân olarak, dışarı çıkarın. Bir başka deyişle odalardan, binalardan, araçların içinden, masalarından bütün insanları alın, müesseseyi insan açısından bütünüyle boşaltın. Evet, içeride hiç kimse kalmasın. Bütünüyle boşaltın. Şimdi birlikte düşünelim.
 

Grupla paylaşım çalışması

Bu insansız kurumda, örnekse okulda

  1. İlk on dakika içinde neler olur?
    ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
    …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
  2. İzleyen bir saat içinde
    ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
    …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
  3. Bir gün sonra
    ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
    …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
  4. Bir hafta sonunda
    ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
    …………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Evet! Gerçek anlamda kurum yoktur.  İnsanın olmadığı yerde kurum, müessese yoktur.
 
Kurumların temel öğesi (unsuru) insandır. Kurum içindeki insanların zihinsel yeterliklerinin bileşkesi, o kurumun eylemsel izdüşümüdür. Bu bakımdan kurumları incelerken, açımlarken, çözümlerken önceliklerin “insan” öğesi üzerinde yoğunlaştırılması gerekir. İnsanın kuruma kazandırdığı enerjinin kaynağı o insanın veya insanların beyni, daha kapsamlı bir terimle “zihinsel yeterlikleridir” İnsanlar, kurumlara zihinsel yeterlikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmak için alınırlar. İnsan kuruma kabul edildiğinde aklını, zekasını, bilincini, duygularını, alışkanlıklarını, bedensel ve ruhsal bütünlüğünü, kuruma sunmak üzere birlikte getirir.

Bu günkü yönetim anlayışında, yöneticilerden beklenen etkililiği ve gücü sınırsız bu kaynağı, kurumda çalışan insanların beyinlerini harekete geçirerek onların bu organları aracılığı ile ürettikleri düşüncelerini, duygularını işe koşmaktır. İnsan kaynağını yönetmek, bu tahminlerin üstündeki güce yön vermek, uygun yerde ve zamanda kullanmaktır. Yukarıdaki tanımı ile yöneticiler için yeni bir yeterlikten söz etmek uygun olacaktır. Yöneticilik, İNSANLARIN ZİHİNSEL GÜÇLERİNİ SERİ VE PARELEL BAĞLAMAK YETERLİĞİDİR.  

Tanımdaki seri ve paralel bağlama deyişi, ister istemez fizik bilgilerimiz içindeki, elektrik devrelerinin veya ampullerin devrelerinin biçimlendirilmesini hatırlatmaktadır. Bu hatırlama bir bakıma çok konu dışı bir durum değildir. Çünkü gerçekte insan beyninde değişik şiddet ve hızdaki elektrik akımı devreleri düşünme, hatırlama, hayal etme v.b. zihinsel etkinliklerimizin gerçekleşmesini sağlamaktadır.  

Kurumda takım elemanlarının düşüncelerinin seri bağlanması şu sınırlı açıklama ve izleyen örnek yoluyla paylaşılabilir. Bu modelde, kurumda ortaya çıkan bir durum ele alınarak analiz edilir, mümkün olduğunca yalın mantıksal parçalarına ayrılıp bunlar arasındaki ilişkilerin tanımlanmasına çalışılır ve izleyerek kurumda stratejik bir plan varsa, hedeflere yönelik yönetim söz konusu ise,  duruma ilişkin gerçekleştirilecek adımları belirlemek amacıyla düşüncelerin, görüşlerin taranması, paylaşılması, uzlaştırılması sağlanır. Öğrencilerin derse geç kalma durumunu ele alan bir öğretmenler kurulunda okul müdürü, öğretmenlerin zihinsel güçlerini seri bağlama yeterliliğini işe koşmaktadır. Buna karşılık zihinsel güçlerin paralel bağlanması, tek ve yalın bir durumun, kısa dönemli bir çözümleme ve uygulama kapsamında ele alınması yerine daha kapsamlı ve uzun soluklu, çok yönlü durumları ile ele almaya yöneliktir. Örneğin okulda bir vizyon belirlenmesi ve bu vizyona götürecek ilkelerin belirlenmesi ile uygulanmaya konulması, her aşamada değerlendirilip yöneltilmesi paralel bağlama türü bir düşünce üretim-tüketim modeli olarak düşünülebilir. Bu tür çalışmalar genelde “proje türü” çalışmalar için geçerlidir.

Yukarıdaki anlatımları izleyerek, insanın örgüt içindeki öneminin onun zihinsel yeterlikleri olduğu sonucuna varıyoruz. Yöneticiler, çalışanların bu zihinsel güçlerini amaçlar doğrultusunda işe koşmak konumunda olan insanlardır.  Bireyin beyni, düşünce üreten bir mekanizmadır. Bu düşüncelerinin bir kısmını kendine özgü yöntemler ve araçları kullanarak dışa vururken, bir kısmını ortaya koymaz, söylemez, yazmaz, belirtmez. Çalışanların düşüncelerine ihtiyacı olan okul müdürünün bu düşüncelere ulaşmanın yollarını keşfetmesi gerekir.  Keşfetmesi sözcüğü burada özel olarak kullanılmıştır. İnsan denen muammanın düşüncelerine ulaşmak, her bireyin farklılıklarının aşılması gerekliliği vurgulanmak istenmiştir. Şimdi bir parça mizah içerikli uç bir örnek üzerinde çalışalım.

Okul müdürü odasında otururken aniden kapı açılıyor ve nöbetçi öğretmen heyecan içinde içeri giriyor, ellerini havaya kaldırarak ve yüksek sesle “müdür bey okulun bahçesine UFO indi, çocukları içeri çağırıyor!” diyor.
Okul müdürünün cevabı ne olabilir? (Unutmayın yöneticiler olağanüstü durumlarda soğukkanlı olmak zorundadırlar) Cevaplarınızı grupla paylaşmak üzere aşağıya not ediniz lütfen.
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Okullarda toplam kalite çalışmaları yöneticilerin önemli ilgi alanlarından biri olmaya devam ediyor. Bu süreçte önemli olan çalışanların ve eğitim paydaşlarının “önerilerin” alınması, toplanması ve değerlendirilmesidir. Büyük firmalar bunu özel olarak yapılmış uygun yerlere yerleştirilmiş “öneri kutuları” aracılığı ile yaparlar. Türkiye’de kalite kaygısında olan kurumların çoğunda gelen öneri sayısının çalışan sayısına oranı % 2 civarındadır. Okul müdürü her öğretmen, öğrenci, veli ve okul çalışanı ile çevresindeki insanların düşünce üretmelerini, açıklamalarını güdülemelidir. Üretimin genel kuralı, “talep” varsa üretmektir. Okul müdürü herkesten “görüş-öneri” talep etmelidir. Bunun sözel olarak dışa vurum şekli, konuyu gündeme getirerek: “Ne düşünüyorsunuz?” sorusunu yöneltmektir. Size sunulan görüşlere içten ilgi gösterin. Öneriyi getiren kişi ile paylaşın, anladığınız şekli ile yineleyin. Sonunda teşekkür etmeyi unutmayın. Çünkü size çok değerli bir hizmette bulundu, düşünce üretti ve sundu.

Yöneticinize bir öneri götürdünüz. Dinlerken sözünüzü keserek, “anladım anladım ama, mümkün değil. Bu parayı bulmak imkânsız” dedi.
Cevap veriniz
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Bir konuyu “imkânsız”, “mümkün değil” sıfatları ile nitelediğinizde o konuyu düşünme alanınızın dışına koymaya meylediyorsunuz demektir. Düşünme alanı dışına aldığınız yani ilgi alanımız dışında kalan bir konu çözümsüzlüğe, anlaşılmazlığa en azından ilgisizliğe terkedilmiştir. İmkânsız ve mümkün değil sözcükleri çağdaş yöneticinin sözlüğünde yoktur. Bir konuyu “ortak akıl ortamına” getirirseniz, “çözüm yolu” hazır olabilir. Düşündüğün anda çözüm hazırdır. Einstein’ın deyişi ile “Buluş düşünen akla gelir.”

Okuldaki kalite çalışmalarına, ancak kaliteli düşünce üretenlerin katkısı olabilir. Kaliteli düşünceyi A.Ü. Eğitim Bilimler Fakültesi Öğretim üyesi Şakir Çınkır kaliteli düşünme için sekiz aşamalı bir kontrol listesi verirken, düşüncenin evrensel standartlarını da dokuz başlıkta toplamıştır. Bunları ve tamamlayıcı bilgilerini bir saydam sunusu ile paylaşabiliriz. Düşünce, insanın evrendeki üstünlüğünün simgesi olarak yorumlanabilir. “Eğitimin amacı, düşünen insanlar yetiştirmektir”, deyişi, iki boyutta tamamlanarak daha kapsamlı hale getirilebilir. Bunlardan birisi, düşünen fakat “kaliteli”, ikincisi “farklı” düşünen insanlara olan toplumsal ihtiyacımızın bilinmesidir. Bu bölümü bitirirken grup ortamında paylaşmamız gereken bir husus daha var: İletişim ortamında size bir düşünce iletildiğinde, “yanlış düşünüyorsunuz” demeyin lütfen. O yanlış düşünmüyor sadece sizden farklı düşünüyor. Dünya uygarlığının ulaştığı bugünkü ulaştığı düzeyi, farklı düşünen ve zaman zaman “yanlış” olarak nitelendirilen düşüncelere borçluyuz.

Kalite farklılıkta gizlidir. Kaliteli okul eşdeğer okullardan farklı olan okuldur. Okulunuzun bu farklı konumu, okul takımı olarak farklı düşünceler üretmenize, coşku ve kararlılık ile uygulamanıza bağlıdır.  

 

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın