Eğitim Psikolojisi (Gelişim–Öğrenme–Öğretim)

Göreceli olarak hiçbir düzenin olmadığı, kaos (karmaşa) ortamında bile bir düzenin var  olduğu son bilimsel yaklaşımlardan en güncel olanıdır. Bu durum benim yaşamıma da yansımış gibi görünüyor. Hiçbir sıralamaya, düzenlemeye gerek görmediğim kitaplarım içinden her gün bir tanesini rastgele seçip okumaya başladığımın ikinci ve üçüncü günü iki “eğitim psikolojisi” kitabı ardı ardına geldi. Bunu şimdilik bir tesadüf olarak yorumlamakla yetinmek istiyorum. Bir bakıma da iyi oldu; iki eğitim psikolojisi kitabını ardı ardına okumakla hem kıyaslama hem de pekiştirme fırsatı bulmuş olacağım.

Binnur Yeşilyaprak’ın, yayın düzeltici ve düzenleyicisi (editörü) olduğu kitap, 11 üniversiteden “alanda yetkin” 13 öğretim üyesinin ortak emeği ile oluşmuş. Yayın gerçekte YÖK’ün kur tanımını esas alarak 2006 yılında 11. Baskı olarak Pegem tarafından yayınlanmış. Kitapta konular, öğretim yöntemine uygun olarak düzenlenmiş ve bol görsel materyal ile desteklenmiş. Üniteler ve yazarları şu sırayı izlemektedir: Gelişim ve Öğrenme Psikolojisine Giriş/Şermin Külahoğlu; Gelişimin Doğası/ Betül Aydın; Bedensel ve Devinsel gelişim/Mehmet Bilgin, Bilişsel Gelişim ve Dil Gelişimi/ Hadiye Küçükkaragöz, Kişilik Gelişimi/Gürhan Can, Öğrenmenin Doğası/Mustafa Kılıç, Öğrenmede Davranışsal Yaklaşımlar/Kutman Ersanlı, Sosyal Öğrenme Kuramı/İsa Korkmaz, Gestalt ve İnsancıl Yaklaşımda Öğrenme/ Filiz Bilge, Bilgiyi işleme Modeli/ Bülent Öztürk, İbrahim Kısaç, Öğrenmeden Öğretime/ Ertuğrul Uçar.

Ben ilgi alanım olan “karakter eğitimi/gelişimi” konusundaki gereksinimim nedeniyle Kişilik Gelişimi ünitesi altındaki Ahlak Gelişimi başlığına yöneldim doğal olarak. Bu kitapta ahlak kuramlarından sadece ikisi, Piaget ve Kohlberg’in kuramları yeterli görülmüş.

Ahlak, bireyin doğru ile yanlışı ayırt edebilmesini sağlayan ilkeler ve değerler bütünü olarak tanımlanmış. Bu tanıma baktığımda kurumların, örnekse okulların da kararlarına yol gösteren ilkeleri olduğunu anımsıyorum ve bir “Örgütsel Ahlak” kavramını tasarlamaya, irdelemeye çalışıyorum.

Piaget’ye göre ahlak gelişimi, çocuğun bilişsel gelişimine bağlı olarak çevresi ile olan sosyal etkileşimi kapsamında gerçekleşmektedir. Piaget, bu dönemleri 1) Ahlak öncesi dönem, 2)Dışa bağımlı dönem, 3)Özerk Dönem olarak adlandırılmıştır. Burada alt başlıkta vurgu yapılan nokta, çocuğun ahlak gelişiminin sosyal çevresinden etkilenmesidir. Şartsız itaat etmeye dayalı çocuk yetiştirme modelleri, çocuğun ahlak gelişiminde dışa bağımlı dönemden özerk döneme geçişini güçleştirmektedirler.

Doğumdan 4-5 yaşlarına kadar çocuklar “ahlak öncesi” dönemdedirler. İzleyerek 6-10 yaşlar arasındaki dışa bağımlı dönemde çocuklar açısından kurallar, değiştirilemez gerçeklerdir ve her hal ve koşulda herkesin kurallara uyması gerekir. Örneğin bilerek bahçeden bir çiçek koparan çocuktan, farkında olmadan üç çiçeği ezen çocuk daha fazla cezalandırmalıdır.

On bir yaşla birlikte çocuklar, kendi dışında oluşturulmuş olan kuralların değiştirilemez olmadıklarını, istenirse anlaşarak kuralları değiştirebileceklerini fark etmeye başlarlar.  Özerk dönemde kuralları çiğneme davranışı, sonuçlarına göre değil niyete ve koşullara göre değerlendirilir.

Kohlberg, ahlak gelişimini her biri iki evreden oluşan üç düzey içinde ele almıştır.

1. DÜZEY

Gelenek Öncesi: Başkalarınca geliştirilmiş kuralların varlığının tam olarak kavranamadığı 10. yaşlara kadar süren, ben merkezci ahlak yaklaşımıdır.

1. Evre: Cezadan kaçınmaya yönelik boyun eğme

Doğru ve yanlışla ilgili bir ahlaki yargıda bulunurken başkalarının duygu ve düşüncelerini dikkate almaksızın, olayın sonucuna göre karar oluşturma. Kurallara cezalandırılmamak için boyun eğilir.

2. Evre: Bireysel yarar, karşılıklı çıkar ilişkisi

Ahlaki yargının niteliğini, durumun kendine sağlayacağı yarara göre belirleme. Bu evrede çocuk bir davranışı kendi açısından yararlı buluyorsa o davranış doğrudur. Eğitim ve sosyo kültürel yönden az gelişmiş ülkelerde ne yazık ki insanların çoğunluğu, ahlak gelişimi açısından bu evrenin ötresine geçemezler.

2. DÜZEY

Geleneksel: Başkalarının beklentilerine ve toplumsal göreneklere uygun davranışlar göstermeye dayalı bir ahlak anlayışı

3. Evre: Başkalarının sosyal kabule yönelik beklentileri

Ahlaki yargılar başka bireylerin görüşleri doğrultusunda verilir. Birey kendisinden beklene davranışı göstermenin doğru olduğu yargısındadır. Ana babası, öğretmeni ve arkadaşlarının kendisinden bekledikleri gibi davranırsa onların sevgisini kazanacağını, onlar tarafından takdir edileceği, kabul göreceği düşüncesindedir.

4. Evre: Toplum düzeni ile ilgili yasalar, kurallar.

Davranışların yasalara, kurallara ve sosyal düzene uygunluğunu esas alan bir ahlak anlayışıdır.

3. DÜZEY

Gelenek Ötesi: Toplumsal düzene ilişkin kuralların ve yasların da ötesinde evrensel insani değerler uygun davranışlar gösterebilmeye ilişkin, ilkeli bir ahlak anlayışı. Gelenek ötesi düzeye ulaşabilmiş insanların bütün yaşamlarını, ideallerini gerçekleştirmeye adadıkları söylenebilir.

5. Evre: Sosyal sözleşme

Kurallar ve yasaları, insanlar arsında toplumsal yararı gözeten anlaşmalar olarak görme. Toplumsal yararı karşılayamayan kuralların değişmesi gerektiğini kabul etme.

6. Evre: Evrensel İlkeler

Evrensel ahlaki ilkelere dayalı ve çok az insanda görülebilen bir ahlak anlayışı

Psikolojiye ilgi duyuyorum.  Yaşamımda ona yer vermeye çalışıyorum.  Eğitim psikolojisinin kapsamını yeterince kavramış değilim. Okullarda öğretmenleri, sınıflarda öğretimi izliyorum, çoğu öğretmen, ana babaların hemen tümü,  kendi bildikleri, daha çok gördükleri gibi götürüyorlar işi.  Eğitim bilimciler öğretmen ve anne babaların yaptıkları karşısında şekilden şekle giren, bazen de şekle girmeyen davranışları tanımlamaya çalışıyoruz gibi geliyor bana.  Ahlak kuramlarını okudum; pekiştirmek için tekrar okudum. Şimdi kendimi yokluyorum, evde, okulda, sınıfta, dışarıda  ne yapılması  gerektiğine ilişkin bir şeyler söylemek için yeterince donanmış olduğumu  sanmıyorum. Kendimi ahlaki yönden geliştirmek için ne yapacağımı da bilmiyorum. Tekrar okumam, gözlemem  gerek.

 

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın