ORTAK DUVAR MESAJI

Her seviyede eğitim-öğretim kurumlarının kaderlerine terk edildiğini günlerce düşünüyorum; belki de onlara -devletin şart koştuğu müfredatlara, devam zorunluluğuna, kadrolu öğretmenlere, saatlerce süren derslere, notlara derecelere ve bütün bunlara- veda etmenin ve o kutsal hale getirilmiş boğucu duvarların dışında gerçek öğrenmenin çiçek açmasına izin vermenin zamanı gelmiştir. Anaokulundan en prestijli doktora programına kadar her bir eğitim kurumunun yarın kapanacağını hayal edin. Ne harika olurdu! (Rogers. Carl R., Yarının İnsanı. s:260)

4 Yanıt

  1. a12345@gmail.com diyor ki:

    sayın hocam;
    sizi tanıdıgımdan beri hep hayaralık beslemişimdir. iyi bir eğitimcisiniz. eğitim dünyasına yapılan bu kıyımlara karşı bir ses vermenizi umut ederdim. unutmayalım zülüm oldugu yerde tarafsız olmak zülümle beraber olmakla aynı anlamdadır. yakından tanıdıklarınıza bila darbe vurulurken susmanız beniçok üzmektedir.
    saygılarımla

  2. Ali ULUDAĞ diyor ki:

    Bir şeyi keşfettiğinizde onu uygulayan ilk siz olmalısınız. Yeni bir şey keşfettiğinizi söyleyip eski uygulamaları sürdürmeye devam ediyorsanız; ya yeni bir şey keşfetmediniz, yada keşfettiğiniz şeye inanamıyorsunuz demektir. Evet derslerin adı olmayan, ders saati olmayan, zili çalmayan, duvarları olmayan, eğitim programını öğrencisinin isteklerince belirlediği, öğrencilerinin ve öğretmenlerinin istediklerini yapmaları nedeni ile kendilerini bir süre mutlu saydıkları okul… bu okul gerçekten de hayatın kendisidir. Hepimiz bu okulun öğrencisi olmamıza rağmen yine de mutlu olamıyorsak, yine de başarısızlıklarımız başarılarımızı gölgeliyorsa, yine de kendimizi bir şeylerin pençesine düşmüş zavallılar gibi hissediyorsak, yine de kendimiz olmakta başarılı olamıyor, hep başkaları olmaya çalışarak taklide dönüyorsak ne diyelim şimdi? Hayatta bir sorun mu var diyelim?Kaçıp gidelim mi yaşamın içinden? Vaz mı geçelim şimdi; eğitilmiş olma sevdamızdan? Eğitim insanın mutluluğu içinse ben şöyle söylemek istiyorum Rogers. Carl’a “Hayat beni değil de, ben hayatı değiştirebilse idim gerçekten harika olurdu. Çünkü o zaman hayat tümüyle bana ait olurdu. Maalesef şimdi biz hayata aitiz.”

  3. Emine diyor ki:

    Geçen hafta seminerinize katıldıktan sonra siteyi incelemek istedim. Yukarıda okuduğum güzel temenninizi çok beğenmekle birlikte hocamın yorumuna da katılıyorum. Nerede bir seminer olsa veya bir hizmet içi eğitim hepsinde aynı demeçler veriliyor ve biz de her yeni eğitim öğretim döneminde bir şeyler değişecek diye umutla başlıyoruz ama ne yazık ki değişen hiçbir şey olmadığı gibi her şey daha da kötüye gidiyor. Anlamadığım şey şu ki madem öğretmeninden müdürüne, öğrencisinden velisine, yöneticisinden profesörüne kadar herkes aynı şeyi söylüyor ve bu beklentiyle avunuyorsa bu programı yapanlar kim ve nasıl bu kadar çok sese duyarsız kalabiliyorlar?Yani bizimkisi fakir avuntusu gibi bir şey olmaktan öteye gidemiyor.

  4. ömer koyuncu diyor ki:

    Sizlerin söyledikleri boş hocam. Yıllardır prof.lar, seminerlerde hep böyle söylüyorsunuz. Biz müdürleri o an heyecanlandırıyorsunuz. Ama okula dönünce değişen bir şey yok. Sizi dinleyen konuşmacı olarak getiren milli eğitim müdürleri de sizin eğitimlerinizi dinliyorlar, hatta size katılıyorlar…. Ama proğram bitince bürolarına dönünce eski tas eski hamam. Boşuna kürek çekmeyin hocam… Belki siz de değişmeyeceğini biliyorsunuz, belki de anlık mutluluk için çırpınıyorsunuz… Saygılar…Selamlar…

Bir Cevap Yazın