Korona Virüs Dili İle OKULU AÇ/KAPA

Salgın zorunlu kıldı, “Uzaktan Eğitim” adı altında öğrenimi eve taşıdık. Siz bakmayın ben “öğrenim” diyorum. Yetkili, yetkisiz; doğrudan sorumlu veya paydaş, eğitim köşe yazarlarının, ortak oturum sunucularının, herkesin diline “uzaktan eğitim” yerleşti. Neyse ki bu sıra birilerinin dilindeki “talim terbiye“, bazılarının söylemi ile “eğitim öğretim” sadece eğitim sözcüğü ile ifade edilmeye başlandı. Türkiye eğitim yönetimi sürecinde, Cumhuriyettin ilk yılları bir yana “okul açma” sözcüğü ilk kez bu kadar yoğun biçimde toplumun gündemine yerleşti. Dikkati çeken husus, okulların, nitelik, niceliği, depreme dayanıklılığı, mezunlarının edim düzeyi (performansı), sınıfların kalabalıkları, boş geçen dersler, okul çevresindeki güvenlik önlemleri, öğrenci servislerinin vukuatları, taciz, saldırı eylemleri konuşulmuyor; tek bir soru var: Okullar ne zaman açılacak? Dört tıp akademisyeni toplanmış, salgın sürecinin izlenmesi sonucu ulaşılan veriler doğrultusunda okulların ne zaman açılabileceğini konuşuyorlar. Dört beş ekonomisti, dört beş taşıma sektörü temsilcisi, güvenlik, kent içi ulaşım uzmanları, turizm işletmecisi, yerel yöneticiler, siyasi parti temsilcileri de biraraya gelip okulların açılacağı tarihi konuşabilirler. Eğitim toplumun sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel yaşamında başat kurumlardan biridir. Ayni gruplar, iklim koşullarındaki değişimler, özel günler (bayram, tören vb.), deprem, sel, tayfun durumlarında da bu kez okulların kapatılmasını da konuşabilirler. Eğitim ciddi bir iştir, o nedenle bu süreçten geçmiş herkes eğitimi konuşabilmelidir ve konuşmaktadır.

Konuşmak sesle, özellikle yazmak, sesin anlamlanmış hali sözle veya sözcüklerle sürdürülen bir etkinliktir. Grup halinde birden çok kişinin bir şeyi konuşabilmesi için taraflarca kullanılan kavramların, sözcüklerin en az (asgari) düzeyde örtüşür olması gerekir. Örnekse OKUL deyince hepimiz bir şeyler biliyoruz da “okul nedir?” Sorusunun ortak cevabını hemen herkes bilir de, bu somut varlığın tanımdan öte, okulun anlamı nedir? Örnekse, bir cam kırma olayı anlatıyor: Fırının, hastahanenin, okulun camının karılmasının anlamı sizin için aynı mıdır? Bu bakımdan öncelikle okul dediğimizde ne anlıyoruz, okulun anlamı nedir? Soruları bir düşünce olmaktan öte anlam içeriğinin hissedilmesi ve ifade edilmesidir.

Okul, yapay bir öğrenme ortamıdır. İnsanın öğrenme ortamı “tüm çevresidir.” Tüm çevre, evrenin bütünlüğüdür. Hayır abartmıyorum, dünyanın yaklaşık 23 derecelik eğimi, bile, insanın öğrenme çevresinin bir boyutudur. Bu geniş “bağlantısal bütünsellik“(Türker Kılıç) içinde kurulan yapay öğrenme ortamı kimin eseridir? Okul, bir toplumda veya toplulukta yönetme erkini elinde tutan kişinin veya grubun özel kurumudur; “devletin” okuludur. Okulun nasıl kurulacağını ve işletileceğinin kararını devlet belirlemiştir. Bu demek, okulda kim, kime, neyi, nasıl, ne zaman öğretecek, insanları ne yönde geliştirecek, bütün bunların kararı “otorite” tarafından belirenmiştir. Bu bakımdan okulların açılması öncelikle kurumsallaştıran grubun gündemindedir. Anne babalar, veliler, yurttaşlar bir anlamda hükümete verdikleri güç (oy) ile çocuklarını, onların tasarladığı bu yapay öğrenme ortamına güven içinde teslim ediyorlar diye düşünebiliriz. İşte bu aşamada insanın (çocuğun) öğrenmesi değil belirlenmiş tasarımların kazandırılması yani “öğretilmesi” gerekliliği çıkar ortaya. Bir parça mizahi bir anlatımla okul, halkın, halk için, halk tarafından biçimlendirilmesi, yurttaş yetiştirilmesi için tasarlanmış yapay bir öğretim kurumudur.

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın