Karakter

Sedat Yazıcı            Aslı Yazıcı

Tam da zamanında düştü sanal kitapevindeki sepetime Yazıcı Sedat ve Yazıcı Aslı’nın Karakter isimli yapıtı. Deyim yerinde ise “fırından yeni çıkmış dumanı üstünde” Temmuz 2011 basımlı. Karakter kavramını felsefi, psikolojik ve eğitim boyutları ile ele alan anlaşılır bir kitap. Tam zamanında elime ulaştığını vurgulamamın gerekçesini siz meslektaşlarımla paylaşmak isterim.

            Milli Eğitim Bakanlığı, çocuklarımızın, gençlerimizin akademik, duygusal ve sosyal yönlerinin bütünde geliştirilmesi konusundaki çabalarını giderek yoğunlaştırmaktadır. Bu kapsamda  “Değerler Eğitimi” uygulamalarını okullarda öncelikli bir uygulama olarak gerekli konuma getirme girişimindedir. Nitekim bu amaçla konu,  2010 yılı Mayıs ayında İstanbul’da,Avrupa Birliği tarafından desteklenen MEBGEP (Milli Eğitim Bakanlığının Kapasitesinin Güçlendirilmesi, Projesi) kapsamında düzenlenen “Değerler Eğitimi Uluslararası Konferansı”nda, müzakereye açılmıştır.

2011 yılında il milli eğitim müdürleri toplantılarında Değerler Eğitimi’nin okullarda “uygulama” koşulları ve yöntemleri konusu masaya yatırılmıştır.  Bakanlığımız, konunun bilimsel boyutta açılımını sağlamak üzere 26-28 Ekim 2011 tarihlerinde Osmangazi Üniversitesinde Sosyal ve Kurumsal Yönleri İle Değerler Eğitiminin çalışılacağı “Değerler Eğitimi Sempozyumu”unu düzenlemiştir. Konunun, her yönüyle, öncelikli olarak eğitimin merkezine yerleştirilmesi gündemdedir.

Evrensel ve ulusal boyutta bireylerdeki karakter gelişim yetersizliğinin sonucu olarak yaşanan toplumsal kırılmalar ve çöküntüler bu önceliğin haklı gerekçesi olarak görülebilir. Toplumlar, karakter yönünden gelişmiş insanlara daha çok ihtiyaç duymakta; günlük yaşamda insanların bu boyutta yetersizliklerinin ortaya çıkardığı olumsuzlukların sıkıntıları giderek derinleşmektedir.

Tam işte bu sırada alan uzmanlarından oluşan takımımız ile geliştirdiğimiz farklı bir “Karakter Gelişim” modelini yaklaşık dokuz yıl süre ile okul öncesi ve ilköğretim düzeyinde başarı ile uygulamış ve etkili sonuçlarını almış konumdayız. Bu aşamada alanda sınadığımız bu yöntemin sonuçlarının/kazanımlarının meslektaşlarımız ile paylaşılmasının hazırlığında idik. Hazırlayıp tüm illerin milli eğitim müdürlüklerine sunduğumuz programın daha da iyileştirilmesinde Yazıcı ve Yazıcı’nınKarakter kitabı iyi bir kaynak oldu benim ve arkadaşlarım için.

Kitaptan yapabildiğim alıntıları ve eklediğim yorumları, yöneltmeleri aşağıda paylaşmaya çalıştım

Son otuz kırk yıldır akademik ve kamusal alanda karakter ve kişilik üzerine daha fazla konuşur olduk. Yurttaşların, kendilerini yönetenlerin karakter ve kişilik özellikleri ve davranışları hakkında bilgi sahibi olma istemleri giderek artıyor. Karakterli olmak, özellikle iyi karakterli olmak bireyde aranan özelliklerin birinci sırasına yükselmeye başladı. Geleneksel, “önce sağlık” deyişimizi “önce erdemli olmak” deyişinden sonraya ötelemek geliyor içimden. Bilmem eğitimci, yönetici meslektaşlarım ne düşünürler?

Karakterin ahlaki değeri ile psikolojik boyutunu yeterince kavrayamamış bir  ‘Karakter Eğitimi Programı’ anlamlı ve etkili olamayacağı gibi, karakterin psikolojik boyutuna kayıtsız kalan bir felsefi yaklaşımın da insan doğasına aykırı düşmesi olasıdır. Önceleri karakter kavramına pek sıcak bakmayan psikologlar, onun yerine daha yansız bir kavram olan kişiliküzerine çalışmayı tercih etmişlerdir.

Erdem ile karakter arasında kavram olarak ve anlam yönünden bir ilişki vardır. Erdem, bir karakter durumu veya eğilimidir.Karaktere sahip olmak demek karakter özellikleri olan erdemlere sahip olmaktır. Karakterin genel özellikleri arasında ahlaki dayanıklılık, güven, direnme gücü ve eylemelerde kalıcılık sayılabilir.

Yapılan araştırmalarda kadın ve erkeklerin ahlaki yargılarında farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Erkekler, ahlaki olayları adalet ve hak etiği perspektifinden, yani evrensel, genel, soyut ve kuralcı bir bakış açısı ile değerlendirirler. Buna karşın kadınlar, koruyucu perspektifinden yani, daha çok somut, ilişkisel, sorumluluk ve duygu bakış açısından değerlendirmektedirler. Cinsiyet açısından ahlaki yargıların farklı alanlarda yoğunlaşması, kurumlarda, özellikle eğitim ve yargı kurumlarında kadın erkek öğretmen ve yargıç savcı dengesi sanki daha bir önem kazanıyor. Kadın ve erkekler açısından ahlaki yargılardaki bu farklılık, sınıf ortamındaki kız erkek öğrenci varlığı ile karşı karşıya olan öğretmenler için önemli bir not olmalıdır.

Sözcük karşılıkları ile incelendiğinde karakterin ilk anlamı, “Bir nesnenin, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti, bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik, öz yapı, seciye” olarak verilmektedir.

Seciye sözcüğünün anlamı ise, “Karakter, öz yapı, yaradılış, huy olarak verilmektedir.

Mizaç için verilen sözlük karşılığı, “Huy, yaradılış, tabiat”dır. Mizaç Arapça, huy Farca kökenlidir. Mizaç sözcüğü, doğrudan insanın doğası ile ilgilidir ve hiçbir anlamda karaktere karşılık olarak kullanılmamaktadır.  Bu anlamda insanın doğası ile ilgili Fıtrat sözcüğü ile tanımlanan durum da karakter, “karakter gelişimi” anlatımlarında kullanılabilecek özellerden biridir. Eric Fromm bunu şu şekilde açıklamaktadır:

Mizaç tepki biçimi ile ilgilidir, yapısaldır ve değişmez; karakter ise daha çok bir insanın yaşantıları ile özellikle ilk çocukluk yıllarındaki yaşantıları ile oluşmuştur. Örneğin bir insanın mizacı ‘öfkeli’ olabilir. O zaman tepki biçimi ‘hızlı ve kuvvetlidir.’ Ama hangi konuda hızlı ve kuvvetli olduğu, ilişki kurma biçimine, yani karakterine bağlıdır. Yaratıcı, dürüst, sevgi dolu bir insansa sevdiği zaman, bir haksızlıkla öfkelendiği zaman, yeni bir fikirden etkilendiği zaman hızlı ve kuvvetli (şiddetli) bir tepki gösterecektir. Yıkıcı ya da sadist bir karakteri varsa, yıkıcılığında ve zalimliğinde hızlı ve şiddetli olacaktır.

Bu aşamada, mizacın doğuştan getirilen özellikler demeti olduğu, bu özelliklerin bireyin karakter gelişimi için bir tür veri kaynağı oluşturduğu söylenebilir. Eric Fromm’un tanımladığı, öfkeli bir mizacı olan bir çocuğun, karakter gelişimisüreci sonunda çalışkanlık, başarmak, yarışmak gibi karakter güçlerine ulaştırılması söz konusudur.

ÇAĞDAŞ AHLAK FELSEFESİNDEN ERDEM VE KARAKTERE DÖNÜŞ

                Kantçı ve yararcı ahlak kuramları, ahlak yargısının temeline eylemi koyarlar. Yararcı kuram söz konusu eylemin sonucuna bakarken, Kantçı kuramlar eylemin ödevden dolayı yapılıp yapılmadığını temel ölçüt alırlar. Son 30-40 yıl içinde yüz yıllar öncesinin Aristotoles tarafından işlenen “Erdem Ahlakı” yeniden önem kazanmaya başlamıştır. Antikçağ Yunan’da ahlak ve siyaset iç içe geçmiştir. Ortaçağ toplumlarında dini buyruklar, aynı zamanda ahlaki buyruklardır ve bunlar doğrudan yasama modeline yansımaktadır. Modern çağda ayrışan ahlak kuramları, örneğin laiklik, siyasi ve dini alanla ahlak arasına kesin ayırımlar getirmiştir. Hayatı anlamlı kılan unsurların başında, devam eden bağlılıkların olması veya hayatın aşamaları arasında başka bağlantı formlarının olması karakter gerektirir. Ahlaki eyleme güçlü şekilde bağlılık göstermek iyi ve güçlü bir karaktere sahip olmakla mümkündür. Bu anlamda Kantçı ve yararcı ahlak kuramlarının yarattığı boşluğu doldurmak için Platon ve Aristoteles’in ortaya koyduğu, “erdem ahlakına” dönmemiz gerekmektedir.

Erdem ahlakı, ahlakı yargılamada eylemin sonucuna değil, bu eylemi gerçekleştirene ve onun karakter özelliklerine bakar. Erdem ahlakının ayırıcı özellikleri şunlardır:

  1. Erdem ahlakında karakter kurallı/yapısal (normatif) bir öneme sahiptir.
  2. Erdem ahlakı eylem temelli değil, eyleyen temelli bir ahlak anlayışıdır.
  3. Etik bakımdan nasıl eylemde bulunduğumuzdan çok, nasıl bir insan olduğumuz önemlidir.
  4. Ahlaki değer, Akıl-Bilgi, Cesaret, İnsanlık, Adalet, Ölçülülük, Aşkınlık gibi erdemler üzerine kurulur.
  5. Her erdemin kendine özgü ayırıcı duygusal bir boyutu vardır. Eylemler bu duygularla birlikte yapıldıklarında erdemli davranış olurlar.

Ahlak kuralları neyin yapılacağını ve yapılmayacağını göstererek insan davranışlarına rehberlik ederler ve bu bakımdan önemlidirler.  Ancak karakter, ahlaki kuralların yerine getirdiği bu işlevlerden daha fazlasını sağlar. İyi bir karaktere sahip olmanın değeri, belli ahlak kurallarının olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Bütün kurallara uyulduğu halde ahlaksız davranmak mümkündür. Erdem ahlakının kişilik bütünlüğünü zedeleyecek ahlaki yaşantılara yol açmaz.

Hastanede tedavi gördüğünüz sırada okulunuzda çalışan öğretmenlerden biri sizi ziyarete geliyor. Güzel bir yaşantı fırsatı, arkadaşınızla konuşuyorsunuz, ferahlıyorsunuz, hatta ağrılarınızı bile bir nebze unutuyorsunuz. Ne var ki konuşmanın bir yerinde okulda öğretmenlerin sizi ziyaret etmek için bir sıra yaptıklarını, o gün bu arkadaşınızın sırası olduğu için size ziyarete geldiğini öğreniyorsunuz. Ne hissedersiniz?

Sadece hayal etmeye çalışın:

 

                Bir idam mangası ve duvarın dibine dizilmiş, elleri, gözleri bağlanmış dokuz kişi. Otoriteye karşı gelmekten suçlular; Kurşuna dizilecekler. İdam mangasına komuta eden kişi size bir iltifatta, bulunuyor; saygıdeğer kişiliğinizi onurlandırmak için size bir öneride bulunuyor: Bu insanların hepsi kurşuna dizilecekler. Ancak siz içlerinden birini tek olarak öldürürseniz diğer sekizinin hayatı bağışlanacaktır. Mahkûmlar size yapılan teklifi duyuyorlar. Komutan elindeki silahı size uzatıyor.             Ne yaparsını?

Erdemli insan, istek ve arzularıyla iradesi arasında da çatışma durumları yaşamaz. Şimdi gerçekleşmesi, yaşanması daha olası bir örneği izleyelim:

 

Bir kokteyldesiniz. Böyle durumlarda, diyelim ki içilmesi uygun olan miktar iki kadeh şampanyadır. Bu kadar içmek ölçülülük demektir. İkiden fazlası ölçüyü kaçırmak olur. İki kadeh içtiniz; sonra ev sahibi ve size kadehinizi yeniden doldurmayı teklif etti. Ne yapacaksınız? Kadehinizi yeniden doldurmasını mı teklif edeceksiniz, geri mi çevireceksiniz?

Gerçekte bu örneği verdiğimizde birçok kişi, içeriğine karşı bir tepki duyacaktır. Bu tepki bir kişilik özelliği, ahlaki tutum veya davranış olabilir. Ancak hangi boyutta bir “karakter” özelliği gösterir? Bunu meslektaşlarım, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde müzakere edebilirler.                               Kişilik türüne göre bu örnekte iki değil dört farklı çatışma söz konusudur.  Dört farklı kişilik durumu ve yaşadıkları çatışma durumları ile seçebilecekleri olası eylemler tabloda verilmiştir.

KİMLİK, İSTEK, İRADE VE EYLEM İLİŞKİLERİ

Kişilik Türü

Ne yapmayı seçti?

Seçtiği şeyden başkasını yapmayı düşündü mü?

Sonunda ne yaptı?

  1. Bütünüyle ölçülü
Kadehin doldurulmasını geri çevirmeyi

Hayır

Kadehin doldurulması teklifini geri çevirdi
  1. Ölçülü ama bütünüyle değil, iradesi güçlü
Kadehin doldurulmasını geri çevirmeyi

Evet

Kadehin doldurulmasını geri çevirdi.
  1. Ölçülü ama bütünüyle değil, iradesi zayıf.
Kadehin doldurulmasını geri çevirmeyi

Evet

Kadehin doldurulmasını kabul etti
  1. Ölçülü değil
Kadehin doldurulmasını kabul etmeyi

Hayır

Kadehin doldurulmasını kabul etti.

Bütünüyle ölçülü olan 1. Durumdaki kişi, erdeme giden yolun sonuna gelmiştir. Peki ya 2. Konumda olan? Kuşkusuz onun da davranışı ahlakidir, ama erdem ahlakının tanımladığı kişi değildir. Fakat 2. Kişinin durumu da toplumda birinci kişilik kadar değerlidir. Son iki kişinin kişilik, ahlak ve karakter durumunu tanımlamak için siz paylaşan meslektaşlarımın yardımına ihtiyacım olabilir.

KARAKTER VE KİŞİLK

Karakter ile kişilik arasında nasıl bir ilişki vardır? Karakter mi kişiliği, yoksa kişilik mi karakteri etkiler? Bu iki kavram arasında yakın bir ilişki olmasına karşın, insanın farklı niteliklerine karşı geldikleri açıktır.

Kişilik büyük ölçüde genetik yapıya, doğuştan ve yaradılıştan gelen özelliklere ve çevresel faktörlere göre şekillenir, belirlenir.  Bazı araştırmacılar, kişilik için “irsiyetten ziyade biyolojik faktörlerin rolünü” vurgulamaktadırlar. Kişilik özelliklerinin tümüyle genetik olduğunu savlayan Steven Pinker gibi yazarlar da vardır.  Karakter daha çok kişinin özgür iradesi ile yapılandırılmış ve seçilmiş bir durumdur. Kişi doğası gereği karakter doğuştan gelen bir özelliği değil, kazanılan bir özelliktir.  Ancak kişiliğin de karakter üzerine doğrudan veya dolaylı bir etkisinin olduğu söylenebilir. Örneğin, eğer insan doğuştan tembellik eğilimine sahipse,  çalışkanlık ve sebat gerektiren erdemler geliştirmek onun için zor olabilir.  Eğer kişi doğal olarak ben merkezli ise diğer insanlara sempati duyma ihtiyacını değerlendirmekte zorlanır.

Bu sonuçlara göre, iradi olarak seçilen karakter özellikleri, kişilikten ve doğuştan getirilen özelliklerden tamamen bağımsız olarak düşünülemez. Kişilik oluşumunda seçim daha sınırlı olmasına karşın,  doğuştan gelen özellikler ile çevrenin etkisi daha fazladır.

Kişilik, davranış hakkında güvenilir bilgi vermek için yeterince uzun bir dönem gözlenerek ortaya çıkarılabilen etkinliklerin toplamıdır.

En tatsız karakter hiç karakteri olmayan kişidir. (La Bruyere)

 

KARAKTER NEDEN ÖNEMLİDİR?

  1. Karakter ahlaki dayanıklılık ve direnme gücü gösterir.
  2. Karakter ahlaki kalıcılık verir. (Karakter değişmez değildir)
  3. Karakter güven verir
  4. Karakter yurttaş nitelikleri açısından da önemlidir.

Karakter, başkalarının ve kendisinin mutluluğunu etkileyecek eylemlerle ilişkili bir tür düşünme ve eylem biçimidir. Güçlü anlamda karaktere sahip olmak, baskılara, yoğun isteklere, zorluklara ve başkalarının ısrarcı beklentilerine karşı direnme gücüne sahip olmayı içerir. Karakter özü itibariyle etik bir kavram olmakla birlikte insanın mizacı, kişiliği, eğilimi, istekleri ve doğası ile ilgilidir. Karakter eğitiminin avantajları arasında, direnme gücü vermesi, kişisel ve toplumsal erdemleri desteklemesi, kişi gücünü koruma gücüne sahip olması sayılabilir.  Karakter özgür eylemleri sınırlamak bir yana, kişinin ahlaki kapasitesini geliştirir. Bu nedenle ahlaki eylemlerimizden sorumlu olduğumuz gibi karakterimizi geliştirme sorumluluğumuz da vardır. Ahlaki erdemlerin kazanılması demek,  sadece eylemde alışkanlık kazanmak demek değildir; aynı zamanda eylemle birlikte giden duygularda, arzularda, haz ve acıda alışkanlık kazanmaktır.  Erdemli bir insanda duygu ve akıl aynı yöne yönelir. Bu nedenle erdemli insan yalnızca kendini kontrol edebilen; ama ruh ve duygu dünyasında çatışma yaşayan, aklının duygularının üstünde olduğu insan değildir. Onun iç dünyasında herhangi bir çatışma söz konusu değildir.

Karakter gücü, erdemleri tanımlayan psikolojik unsurlar, yani süreç ve mekanizmalar olarak tanımlanabilir. Karakter güçleri her toplumda, kültürde ve dönemde var olan güçlerdir. Fakat bir bireyin bunların tümüne sahip olması çok enderdir. Bir erdem grubunun içindeki karakter güçlerinden bir ya da ikisine sahip olan kişinin “iyi karakterli” olduğu kabul edilebilir. Aşağıdaki çizelgede verilen karakter güçlerinin bütün ve tam olduğu söylenemez. Uzun vadede bu karakter güçlerini ölçmeye yarayan araçlar üretilmesini de hedeflemektedir. Kuşkusuz bu tür ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirliği kültürel, ulusal ve uluslar arası uygulamalı araştırmaları gerektirmektedir.

TEMEL ERDEMLER VE KARAKTER GÜÇLERİ

Erdem

Karakter Gücü

 

Akıl ve Bilgi: Bilginin elde edilmesini ve kullanılmasını içeren bilişsel güçler

Yaratıcılık: Bir şeyleri yapmak için yeni ve üretken bir şekilde düşünmek
Merak: Gelişmeyi sağlayan deneyimlere ilgi duymak; ilginç konular bulmak, keşfetmek
Açık fikirlilik: Konuları her açıdan düşünmek, birden sonuca atlamamak, kanıtlar ışığında fikrini değiştirebilmek
Öğrenme aşkıYeni beceriler, konular ve bilgiler elde etmek
Geniş ufukluluk: Başkalarına akıllı tavsiyelerde bulunabilmek

 

Cesaret: Dışsal ve içsel karşıtlık karşısında amaçlara ulaşmak için irade kullanımı içeren duygusal güçler.
Yiğitlik: Tehdit, karşı çıkma, zorluk veya acıdan dolayı yılmamak, karşıtı olsa bile doğru olanı ifade etmek
Sebat: Başladığını bitirmek; engellere rağmen bir eylemi sürdürmek
Dürüstlük/Otantiklik: Doğruyu söylemek ve kendini içten ve gerçek bir şekilde ortaya koymak; yapmacık olmamak; duygu ve eylemlerinin sorumluluğunu almak
Zevk/Canlılık: Hayata heyecanlı ve enerjik yaklaşmak; yaptıklarını yarım yapmamak; hayatı bir eğlence olarak yaşamak

 

İnsanlık: Başkalarına yönelmeyi ve dostluk eli uzatmayı içeren kişilerarası güçler
Sevgi: Başkalarıyla derin ilişkiye değer vermek
Nezaket: Başkaları için beğenilecek ve iyi şeyler yapmak; onlara yardım etmek.
Sosyal zeka: Kendinin ve başkalarının duygu ve dürtülerinin farkına varmak; farklı sosyal durumlarda neyin uygun olduğunu bilmek

 

 Adalet: Sağlıklı toplum hayatını güçlendiren yurttaşlık güçleri
Yurttaşlık: Bir grubun veya ekibin üyesi olarak iyi çalışmak; gruba sadakat göstermek;kendine düşeni yapmak.
Hakkaniyetlilik: Adalet ve hakkaniyetlilik gereği herkese aynı davranmak; başkaları hakkında kişisel duygularının önyargılı karar vermesine izin vermemek.
Liderlik: İşlerin yapılabilmesi için üye olduğu grubu cesaretlendirebilmek ve aynı zamanda grupla iyi ilişkiler sürdürmek.

 

 Ölçülülük: Aşırılıktan koruyan güçler
Bağışlayıcılık ve merhamet: Yanlış yapanları affetmek; başkalarının eksikliklerini kabul etmek; insanlara ikinci bir şans vermek.
Alçakgönüllülük /Tevazu: Birisinin başarıları hakkında konuşmasına izin vermek; leke aramamak; kendisini olduğundan daha özel bir kişi olarak sunmamak.
İhtiyatlılık/Sakınganlık: Seçimleri hakkında dikkatli olmak; aşırı risk almamak; sonradan üzülecek bir şey söylememek veya yapmamak
Öz-Düzenleme: Hissettiklerini ve yaptıklarını düzenlemek; disiplinli olmak; tutku ve duygularını düzenlemek.

 

 Aşkınlık: Bağlantıları daha geniş evrene ulaştıran ve anlam sağlayan güçler.
Güzelin ve yetkinliğin takdir edilmesi:  Hayatın tüm alanlarındaki güzelliğe, yetkinliğe ve hünerli gösterilere dikkat etmek ve onları takdir etmek.
Minnettarlık: Olup biten iyi şeylerin farkında olmak ve onlara minnettar olmak.
Umut: En iyisinin olacağını ummak ve bunun için çalışmak; iyi bir geleceğin başarılabileceğine inanmak.
Mizah: Gülmeyi ve ağlamayı sevmek;başka insanlara gülümsemek, iyi tarafı görmek, şaka yapmak.
Ruhsallık: Kainatın anlamı ve yüksek amaçlar hakkında uyumlu inançlara sahip olmak; daha geniş çerçevede nereye dahil olduğunu bilmek.

 

KARAKTER EĞİTİMİ (GELİŞİMİ)

“Karakter eğitimi doğru görüşleri edinme işi değildir.”

(Karakter Eğitimi Bildirgesinden)

                Ahlak, karakter ve değerler eğitimi kavramsal olarak birbiriyle yakından ilişkilidir; nitekim kuram ve uygulamada birçok noktada örtüşürler. Ancak bu üçü arasında amaç, içerik ve yöntem bakımından farklılıklar da vardır.

Çocuklarımızın ruhsal, duygusal ve estetik gelişimlerine daha fazla önem vermemiz gerektiği fikri, eğitimciler, anne babalar ve siyasetçiler arasında giderek daha çok kabul görmektedir.  Bunun nedenlerinden biri mutluluğun, yalnızca okuldaki testlerden alınan başarıyla sağlanamayacağı gerçeğini daha açık ve yalın görmemizden kaynaklanıyor olabilir.

Okullarda ahlak, karakter ve değerler eğitimi vermenin gerekliliği üç başlık altında toplanabilir:

  1. Gençlik krizi
  2. Başarılı eğitim için karakter özelliklerinin gerekliliği
  3. Kültürel devamlılık

Değerler Eğitimi

Değerler, birçok bakımdan önemlidir. Onlar sadece günlük eylem ve davranışlarımıza rehberlik eden ilke ve ölçütler olduğu için değil genel yaşam tarzımızı etkileme ve belirleme açısından da son derece önemlidirler.  Değerler, seçeceğimiz meslekten, nasıl bir anne baba olacağımız, vatanı için canını feda etmeye kadar geniş bir alanı kapsar. En geniş anlamda değerler, hayatın anlamını, onu yaşamaya değer kılan tutum ve inançları ifade eder. Değerler aynı zamanda kimliğimizin de bir parçasıdır. Değerler, istenilir ilkeler, ölçütler veya niteliklerdir; kendiliğinden iyi şeylerdi. Değerler zaman içinde tür ve içerik olarak değişir.

Değer eğitimi, ahlaki, kültürel, ruhsal, evrensel ve bireysel alana ilişkin uygun duyarlık geliştirmeyi, bunları içselleştirmeyi ve davranış haline getirmeyi içerir.  Yirminci yüzyıl öncesinde hemen tüm toplumlarda değer eğitimi, dini eğitim içinde veriliyordu. Laik eğitim örgün eğitimde dini eğitimin etkisini azaltınca toplumda başta aile olmak üzere okul, akran grupları, kitle iletişim araçları sivil toplum örgütleri gibi kaynaklardan beslenmeye başlamıştır. Çocuğun aile ile geçirdiği süre kısalmakta, ayrıca anne babalar değerlerin içeriği ve gerekliliği konusunda farklı düşüncelere sahip oldukları için değerler eğitimi, bir anlamda “ana babaların eğitimini” gündeme getirmektedir.

Ahlak, karakter veya değerler eğitimi, adı ne olursa olsun modern toplumlarda görülen ahlak krizi veya ahlaki gerilemenin göstergeleri olarak şunlar sıralanmaktadır:

  1. Şiddet ve tahripkarlık,  2) Hırsızlık,  3) Kopyacılık, 4)Otoriteye saygısızlık, 5) Akran zorbalığı, 6) Bağnazlık, 7)kötü dil kullanımı, 8) Cinsel taciz ve erken yaş cinsel deneyim, 9) Ben merkezciliğin artması, yurttaş sorumluluğunun azalması. 10) Kendine zarar verme davranışı.

KARAKTER EĞİTİMİ (GELİŞİMİ)

Değerler eğitimi, ahlak eğitimi ve karakter GELİŞİMİ (eğitimi) çoğunlukla benzer anlamlarda, bazen de eş anlamlı olarak kullanılmasına karşın bu üçü arasında belirgin farklılıklar vardır. Bu üç eğitim yaklaşımı arasındaki ortak nokta şudur: Karakter GELİŞİMİ de tıpkı değerler ve ahlak eğitimi gibi çocuklara, dürüstlük, nezaket, cesaret, yardımseverlik, özgürlük,  eşitlik ve saygı gibi temel insani değerleri kazandırmayı içerir. Ancak değerler eğitimi ile karakter GELİŞİMİ arasında önemli farklılıklar vardır. Bunlardan birincisi, değerler eğitiminin daha geniş bir anlam içermesidir; estetik, demokratik, toplumsal, ekonomik, siyasi ve dini olmak üzere her türlü değeri içerir. İkinci farklılık, değerler eğitimi bireylerin nasıl eylemde bulunacaklarını göz önünde bulundururken, karakter eğitimi nasıl bir kişi olmalarını göz önünde bulundurur. Karakter sahibi olmak belli erdemlere sahip olmayı, belli erdemlere sahip olmak ise yine belli duygulara sahip olmayı gerektirir.

Ahlak eğitimi ile KARAKTER GELİŞİMİ arasında da bazı farklar vardır. Bunlar:

  1. Ahlak eğitimi kurama dayalı iken, karakter eğitiminin kendisi kuramsaldır.
  2. Ahlak eğitimi 1960lardan beri değişmez bir özellik gösterirken, karakter eğitimi yüzyılı aşkın bir süre içinde sürekli gelişmektedir.
  3. Ahlak eğitiminin kapsamı dar iken, karakter eğitimi oldukça kapsamlıdır. Buna paralel olarak ahlak eğitimi sınırlı ve dar eğitimsel stratejilere dayanırken, karakter eğitimim geniş ve farklı stratejiler kullanır.
  4. Ahlak eğitimi sözcük anlamında olduğu gibi daha çok ahlaki boyuta odaklanırken, karakter eğitimi karakter eğitimi ahlaki olan kavramlar ile ahlaki olmayan kavramlar arasındaki farkı ortadan kaldırır.  Örneğin karakter eğitimi çalışkanlık, sebat, sadakat, tutumluluk gibi doğrudan ahlaki olmayan özellikleri ilişkilendirir.
  5. Ahlak eğitimi liberal ve sosyal bilim geleneğinden gelirken, karakter eğitimi büyük ölçüde klasik, geleneksel ve felsefi gelenekten gelmektedir.

Karakter ve değerler eğitimi salt göstermekle, anlatmakla veya tanımlamakla elde edilmez. Bizzat yaşanmalı, içselleştirilmeli ve onlara ilişkin duygularla birlikte kazandırılmalıdır. Karakter eğitimim, değerler eğitimine göre bu duyuşsal boyuta, duygu ve kişilik özelliklerine daha merkezi rol verir.

KARAKTER GELİŞİMİ YAKLAŞIM VE İLKELERİ

Günümüz karakter gelişimi yaklaşımlarından biri Sokratik yöntemdir. Öğretmen planlı veya plansız olarak sınıf ortamında ortaya çıkan karakter ve ahlaki boyut içeren konular üzerine gerçekleşen konuşmalarda çeşitli sorular yönelterek öğrencilerin konuyu farklı açılardan görmelerini, iyi düşünülmüş yargı ve inanç geliştirmelerini sağlamaya çalışır.

Diğer bir yaklaşım, karakter eğitiminde tüm okul ve ders programlarını kapsayan bütünleşik program anlayışıdır. Bu yaklaşıma göre karakter gelişimi tek bir dersin konusu değil, her dersin içinde belli ölçüde yer alan, okulun bütünlüğünü ilgilendiren bir konu olarak bütünleşiktir.

Karakter gelişimi sürecinde yaygın olarak kullanılan bir diğer yaklaşım topluma hizmet etkinlikleridir.

Karakter gelişiminin programlı şekilde okullarda yer almasının yaklaşık yüz yıllık bir geçmişi vardır. Ancak başlangıçta öğretmen ağırlıklı ve karakter modelleri taramak ve tanıştırmak biçiminde yürütülen gelişim programları günümüzde örtük programları ve okul kültürünün etki ve önemini dikkate almaktadır. 1996 yılında Boston Üniversitesi tarafından yayınlanan “Karakter Eğitimi Bildirgesi”nde yer alan görüşleri izlemekte yarar vardır:

  1. En yetkin anlamda eğitim, kaçınılmaz olarak bir ahlak işidir. İyi ve değerli olanı bilmeleri ve aramaları için öğrencilere yol gösteren sürekli ve bilinçli bir çabayı gerektirir.
  2. Anne babaların çocukların ilk ahlak eğitmenleri oldukları kesinlikle doğrudur. Karakter GELİŞİMNİDE okul ve ailelerin ortaklık geliştirmesi şarttır. Sonuç olarak tüm okulların öğrencilerde karakter bütünlüğü, cesaret, sorumluluk, itina, hizmet ve herkesin onuruna saygı gibi bireysel ve vatandaşlık erdemlerini geliştirme yükümlülüğü vardır.
  3. Karakter GELİŞİMİ, erdemlerin geliştirilmesini, öğrencilerin sorumlu ve olgun yetişkinler olmasını sağlayan iyi alışkanlık ve eğilimleri ifade eder. Karakter eğitimi doğru görüşleri edinme işi değildir.
  4. Öğretmenler ve okul yöneticileri, karakter GELİŞİMİNDE merkezi rol oynarlar. Okuldaki tüm yetişkinler ahlaki otoriteyi somutlaştırmalı ve yansıtmalıdırlar.
  5. Karakter GELİŞİMİ, tek bir ders, kısa süreli bir program veya okul duvarına asılmış bir slogan değildir; okul hayatının bütünleştirici bir parçasıdır. Okul, sorumluluğun, sıkı çalışmanın, dürüstlüğün ve nezaketin örneklendiği, öğretildiği, beklendiği, kutlandığı ve sürekli olarak uygulandığı bir erdemler topluluğu olmalıdır. Sınıftan oyun alanına, kantinden öğretmenler odasına iyi karakter oluşturmak asıl mesele olmalıdır.
  6. İnsanlık, büyük hikâyelerde, sanat eserlerinde, edebiyatta, tarihte ve biyografilerde kendini gösteren bir “ahlaki akıl” hazinesine sahiptir. Öğretmenler ve öğrenciler bu hazineden yaralanmalıdır.
  7. Son olarak, genç insanların kendi karakterlerine şekil vermelerinin asli ve gerekli bir yaşam görevi olduğunu anlamaları gerekir. Okul deneyimi, bu kişisel görevin yerine getirilmesinde ana kaynağı oluşturur.

Linkona, alandaki çalışmalardan da yararlanarak karakter gelişimi için aşağıdaki on bir ilkeyi geliştirmiştir:

  1. Karakter GELİŞİMİ, iyi karakterin temeli olarak ana ahlaki değerleri destekler.
  2. Karakter duygu, düşünce ve davranışı destekleyecek şekilde geniş tanımlanmalıdır.
  3. Etkili karakter GELİŞİMİ, ana değerleri okul hayatının her düzeyinde destekleyecek amaçlı, etkin ve kuşatıcı bir yaklaşım gerektirir.
  4. Okul, ilgili ve koruyucu bir topluluk olmalıdır.
  5. Karakter geliştirmek için öğrenenlerin ahlaki eylemler için fırsatlara ihtiyacı vardır.
  6. Etkili karakter GELİŞİMİ tüm öğrencilere saygı duyan ve başarıları için onlara yardım eden anlamlı ve ödüllendirici bir program içerir.
  7. Karakter GELİŞİMİ, öğrencilerin öz (iç) motivasyonunu geliştirmek için çaba harcamalıdır.
  8. Okul personeli, herkesin karakter gelişimi için sorumluluk paylaştıkları bir ahlaki ve öğrenen topluluğu olmalı ve öğrencilerin eğitimine rehberlik eden bu temel değerlere bağlı kalmaya çalışmalıdır.
  9. Karakter GELİŞİMİ, öğrencilerin ve okul personelinin liderliğini gerektirir.
  10. Okul, ana-baba ve topluluk üyelerini karakter oluşturma girişimine tam katılımcı olarak dahil etmelidir.
  11. Karakter GELİŞİMİ değerlendirmesi okulun karakterini, karakter eğitimcisi olarak görev yapan okul personelini ve öğrencilerin hangi ölçüde iyi karakter gösterdiklerini ölçmelidir.

Okulun genel tutum ve yaklaşımı, yönetici, öğretmen ve öğrencilerin tavır ve davranışları karakter eğitimi konusunda son derece önemlidir. Karakter gelişimi için yapılması önerilen etkinlik ve uygulamalar dört ana başlıkta toplanabilir.

  1. 1.       Karakter Aileleri Oluştur:

a)      Karakterli çocuklar yetiştir: Bunun için karakter gelişimine öncelik vermek, çocukları sevmek, örneklerle öğretmek, alışkanlık ve bilinç oluşturmak için doğrudan öğretim yöntemini kullanmak, iyi yargılar öğretmek, akıllıca disipline etmek, çatışmaları hakkaniyetli çözmek, erdemlerin uygulanması için fırsatlar sağlamak, ruhsal gelişimi desteklemek gerekir.

b)      Ailenin birincil karakter eğitimcisi olduğunu onayla: ailenin katılımını bekle, teşvik et ve çeşitli programlara katılımını sağla.

c)       Seks gibi çeşitli ahlaki sorunların yanı sıra karakter konusunda çocuklarla konuş.

2         Karakter sınıfları oluştur:

a)      İlişkilerin önemli olduğunu gösterecek şekilde öğret: Tokalaşmanın gücünü kullan, öğrencileri bireyler olarak tanı, davranış geliştirmek için bağ kur. Örneklerin gücünü kullan, olumlu örnek model olan kişileri misafir konuşmacı olarak sınıfa davet et.

b)      Ders konularını ve karakteri birlikte öğret ve geliştir: İyi bir öğrenci olmak için erdemleri anlat. Amacın önemli olduğunu vurgula. Bütünlüğün önemli olduğunu vurgulayacak şekilde öğret, sınıfı karakterin önemli olduğunu vurgulayacak şekilde yönet. İçeriği karakterin önemli olduğunu vurgulayacak şekilde öğret. Tartışmaları karakterin önemli olduğunu vurgulayacak şekilde yapılandır. Doğruluğun ve adaletin önemli olduğunu vurgulayacak şekilde öğret.

c)       Karakter temelli uygulamalar yap: Gündemi paylaş, sorumluluk ilkelerini öğret, kural oluşturmada öğrencileri dâhil et, altın kuralı öğret. Erdem dili kullan, öğrencilere hatalardan ders almayı öğret, bir davranışın neden yanlış olduğunu tartış, çocukların birbirine yardım etmesini sağla.

d)      Tavırları öğret: Tavırların neden önemli olduğunu, çocukların düşünmesini sağla. Merhaba, güle güle kuralını öğret, bir tavırlar müfredatı oluştur ve uygula.

e)      Akran zorbalığını önle ve nazikliği destekle: Karakter temelli disiplinle başla; zorbalık karşıtı etkili bir program uygula; sınıf topluluğu oluştur, arkadaşlığı teşvik et, nitelikli işbirlikçi öğrenme uygula, çocuk edebiyatı aracılığı ile empati öğret.

f)       Kendi karakterlerini kendilerinin oluşturması için çocuklara yardım et: Karakterin neden önemli olduğunu, hiç kimsenin başkasının karakterini oluşturamayacağını, karakterimizi kendi seçimimizle oluşturduğumuzu öğret. Öğrencilere karakter görüşmeleri yaptır, öğrencilerin kendi karakterlerini değerlendirmelerini sağla, çeşitli yollarla öğrencilerin amaçlar belirlemelerini ve ifade etmelerini sağla.

  1. 2.       Karakter Okulları Oluştur:

a)      Okulunuzu bir karakter okulu yapın: Karakterle ilgili özlü sözler kullanın, liderlik grupları oluşturun, tüm personele karakter eğitimi kavramlarını tanıtın, okulun ahlaki ve entelektüel kültürünü analiz edin,

b)      Karakter okulu oluşturmaya öğrencileri dahil edin: Karakter okulu eğitiminin planlanmasında ve yönlendirilmesinde öğrencileri de dahil edin, öğrencileri okul yönetimine dahil edin, bir izleme sistemi oluşturun, bir karakter kulübü veya komitesi oluşturun, öğrencilerin liderliğini tanıyın.

  1. 3.       Karakter Toplulukları Oluştur: 
    1. a.      İyi karakter oluşturmada topluluğun tamamını dahil edin: Okul-topluluk ortaklığını güçlendirin, karakter topluluğu olmak için bağlılık gösterin, herkese katkı sağlama fırsatı verin, hedeflene erdemleri belirleyin, liderlik eğitimi sağlayın, okullarda karakter eğitimi vermek için topluluk gönüllüleri bulun, karakter gelişimini tüm topluluk programları ile bütünleştirin.

Karakter eğitimi için genel müfredat ve ders programları önemli olmakla birlikte okul kültürünü yaygınlaştıracak, sosyal ilişkiler geliştirmek; ilişkisel güven, aitlik ve topluluk duygusu gibi olumlu sosyal ağlar kurmaya önem vermek gerekir. Karakter gelişimi insanların birbirine nasıl davrandığına odaklanmalıdır. Karakter niteliklerinin ancak uygulamalarla kazanılacağı düşüncesi tüm karakter gelişim etkinliklerinin kabul ettiği gerçektir.  İyi şeyler yapmadıkça, bir insan istese de iyi olamaz.

Günümüz karakter eğitimi hareketlerinin temelinde, özellikle gelişmiş sanayi toplumlarında insanların günlük yaşamlarında doğrudan etkilendikleri şiddet, yolsuzluk ve çürüme, israf ve açgözlülük, kabalık, uyuşturucu kullanımı, cinsel ahlaksızlık ve yeterli iş ahlakının olmayışı gibi rahatsız edici davranışları olumlu yönde düzeltme arzusu yatmaktadır. Karakter eğitimi savunucularına göre bu olumsuz davranışların temel nedeni aynıdır: Karakter eksikliği. Peki, istatistik verilerine bakarak ortaya konan ahlak krizi ne kadar doğrudur? Bazı eleştirmenlere göre bu belirleme sosyal, siyasi, kültürel, ekonomik olay ve yapıların etki ve anlamını görmezden geliyor.  Değişen ve krizde olan gençlerin kendileri değil, yukarıda sayılan unsurlardır. Bu eleştiriye göre  yapılması gereken çocuğu değiştirmek değil, çevreyi, okulu ve sınıfı değiştirmektir.

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

3 Yanıt

  1. LOKMAN GÜZELYURT diyor ki:

    Merhaba Sayın Aytaç Hocam, lafı çok uzatmadan kısaca kendimi tanıtıp sorumu sormak istiyorum. Ben Uşak İlinde görev yapan bir rehber öğretmenim. Okulumda bu yıl “değerler” ile ilgili bir çalışma yapmak istiyorum ama sizin de dediğiniz gibi batı orjinli olduğuna inandığım “değerler eğitimi” yerine daha bize özgü olduğunu düşündüğüm “karakter eğitimi” olarak çalışmalarımı planlamak istiyorum. Bu konuda yeterli kaynak bulamıyorum acaba sınıflarda birkaç basit etkinlik yaparak geçiştirmek yerine okulun tüm zamanlarında ve tüm bireylerinde hayata geçebilecek bir “karakter eğitimi programını” nasıl yapabilirim. Yardımcı olursanız duacınız olurum. Çünkü öğrencilerimin gidişatı ve okulların durumu beni çok kaygılandırıyor…

    selam ve hürmetle…

    • Aytaç AÇIKALIN Aytaç AÇIKALIN diyor ki:

      Güzelyurt Kardeşim,
      Geç cevap verdiğim için özür dilerim. Çalışmalarınıza katkıda bulunmak üzere Sedat ve Aslı YAZICI’nın birlikte yazdıkları KARAKTER adlı eseri önereceğim (Çizgi Kitapevi 2011) Özellikle 103. sayfadan itibaren okumanız kolaylık sağlayacaktır. Sağlık ve başarı dileklerimle

Bir Cevap Yazın