Kendi Başına Düşünen Çocuklar Yetiştirmek

Bu kitap elimin altındaydı hemen. Başladım sizin için okumaya:

“Çocuklarımızın her birini eşit derecede sevdiğimizi söylememeliyiz. Çünkü bu şekilde bizim onlarla benzersiz ve kişisel bir ilişkimiz olduğunu hissetmezler.  Ben çocuklarıma her birini farklı şekilde sevdiğimi söylerim.

Aşırı,  gelişi güzel övgülerden kaçının. Yıllar geçtikçe aşırı övgüye maruz kalan çocuklarımız kendilerini gerçekçi bir şekilde yargılamayı öğrenemezler.

Disiplin, çocuğun kendini değil davranışını hedef almalı, ceza işlenen suça uygun olmalı ve sevimsiz duygular katılmadan uygulanmalıdır.

Çocuklarımızın gerçekten olağanüstü yanlarını muhafaza etmek için onlara gerçekten saygı duymalıyız.  Bunu gerçekten hak ediyorlar. Çocuklara saygı duymak için iki şeyi baştan kabul etmeliyiz. Birincisi çocuklar ruhsal olarak bizim dengimizdir. İkincisi bizim rolümüz, bizim istediğimiz gibi insanlar olmaları için onları itelemek, kakalamak değildir.

Anne ve babaların bir başka hatası, gereğinden fazla konuşmaktır.  Azarlarız, yönlendiririz, açıklarız, pazarlık ederiz, tatlı dille kandırmaya, ikna etmeye çalışırız, isteriz, uyarırız, sorgularız. Bu türlü bir dikkat dağıtma karşısında çocuklar kararları konusunda nasıl kendi kendilerine düşünebilirler ki?  Düşünemezler tabii. Sadece bizi duymayıverirler, en sonunda anne babalarına karşı kulakları sadece sağır olur. Ne kadar düşünmeden konuşursak, onların da davranışlarını kendi kendilerine düşünebilme olasılıkları o kadar azalır.

Çocuklarınıza karşı esprili olun. Espri her an patlamaya hazır durumları yatıştırır. Böylelikle kendi kendilerine yönlendirecekleri davranışlarını düzeltirken çocuklarımızın gururu da örselenmemiş olur.  Ancak bu teknik de taklit yapılmamalıdır.

Yaşadığımız bu zamanlarda, çocukların başlarını alkol ve uyuşturucu ile belaya sokmalarının tonlarca nedeni var. İlk olarak buna izin verilmediğini biliyorlar, bu da onları çekiyor; havalı ve yetişkin biri gibi görünmek istiyorlar.

Son derce ilerlemiş teknolojik toplumumuzu dış unsurların yönlendirdiği bir zemin üzerine bina ettik. Bu zemini oynatan makineye birileri fazla jeton atmış. Bu çılgın gidişata karşı kendi kendimizi yönlendirerek karşı eyleme geçmezsek sarsılmaktan dolgularımız düşebilir.

Parmaklarını emdikleri için asla çocuklarınıza sataşmayın, dır dır etmeyin, ayıplamayın ve onları cezalandırmayın

Aşırı hediye, çocukların maneviyatı üzerinde bir yüktür. Çünkü sürekli alan tarafta olmak yerine çocuklar, katkıda bulunmayı gerçekten çok isterler.

Giyim kuşam söz konusu olduğunda, bizim yükümlülüğümüz onları süslemek değil bedenlerini örtmektir. Çocuklarımızın en son çıkan en mükemmel şeylerin peşinden koşmasına izin vermek yerine onlara eski bir şeyden yeni bir şey yaratmayı öğretebiliriz.

Çocuklarınıza erken yaşlarda, yaşlarına uygun, sorumluklar verin. Çocuğunuzun çok tembel olduğu için yapmak istemediği bir işi siz üstlenmeyin. Başka bir şey yapmalarına izin vermeden bu işi bitirmelerini sağlayın. En sıkıcı ev işlerini bile nasıl eğlenceli hale getireceklerini öğretin.”

Böyle diyor, beş çocuk annesi, tıp doktoru Elisa Medhus kitabında. Ben ancak ikinci baskısına ulaşabildim kitabın. İlk basılışından (2001) dört sene sonra çevrilmiş dilimize. 2007 yılında Optimist Yayım Dağıtım kurumunca ikinci baskısı yapılmış.

Yaklaşık 250 sayfa olan kitabın emel özelliği, durumları tanımlamakla kalmıyor. Neden yaparlar? Yaptırım ve Çözümler başlıklarında olayı, durumu, somutlaştırmaktadır. Kitabın yazarının Amerikalı olması, sorunların çeşitlerine ve çözüm önerilerine kültürel farklılıkları yansıtıyor olsa bile çocukların kendi kendilerine düşünmeleri ve kendilerini yönetmeleri konusundaki özgün durumu azaltmamaktadır. Yazarın temel kaygısı, çocukların kendi kendilerini yönlendiren kişilik kazanmalarıdır. Yazara göre, çocukların karşı karşıya kaldıkları tehdit ve meydan okumalar, bir kaynaktan çıkıyor.Çocuklarımızı kendi kendilerini yönlendirecek şekilde değil, dışarının yönlendirmesine tabi olacak şekilde yetiştiriyoruz. Böylece tanrı vergisi muhakeme gücünü geride bırakıyoruz.

Dr. Medhus, kendi kendini yönlendiren çocuğun beş temel özelliğini

  1. Yüksek düzeyde kendine saygı/kendine güven
  2. Ehil olma
  3. Bağımsızlık
  4. Ahlaki değerleri sağlam karakter
  5. Bir grup içinde değerli olmak başlıkları altında işlemektedir.

Kitabın yaklaşık yüz (100) sayfalık son diliminde, Çocuk Yetiştirmede Karşılaşılan Özgül Zorluklar, başlığında her anne babanın karşılaşabileceği yaşantılar ele alınmış ve her biri için “neden yaparlar?”, “yaptırımlar”, “çözümler” verilmiştir. İncelenen, çözümlenen ve öner getirilen  zorluklar harf dizilimi ile izleyen sayfada verilmiştir.

Acizlik, Aldırmamak (vurdum duymazlık), Alkol, uyuşturucular ve Sigara, Anne Babayla Saygısızca Tartışmak, otomobil Kavgaları, Arkadaş Kavgaları, Başkalarını Suçlamak (yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmemek), Başkasının Malına Zarar Vermek, Can Sıkıntısı, çetelere Bulaşmak, Dağınıklık, Doğum günü Kavgaları, Eşyasını Kaybetmek, Ev Ödevi Kavgaları, Evden Kaçmak,  Eve Geç Gelmek, Kendilerine İzin Verilmeyen Saatlerde Telefonla konuşmak, Fazla Hızlı Büyümek (Makyaj, Kılık Kıyafet, Flört, Seks), Giyim Kuşam Kavgaları, Görgü Kuralları Eksikliği, Gösteriş, Gürültü, Güvenilmezlik ve Sorumsuzluk, Güvenlik Kurallarının Çiğnenmesi, Hastalık (Hasta Numarası Yapmak), Hayvanlara Eziyet Etmek, Her Şeyi Ellemek, Israrlı İstekler, İspiyonlamak, kabadayılık, Kabuslar, kapalı Gruplar, Kazalar, Kendi İstekleri Doğrultusunda Sizi Yönlendirme Amacı Taşıyan Davranışlar, Kendilerine Ait Olmayan Şeyler İlgilerini Çekiyorsa, Kıskançlık, Konuşmanızı işinizi Bölmek, Kötü Notlar, Küçük Çocuklarla Banyo Zamanı Mücadeleleri, Küfretme ve Diğer Uygunsuz Konuşma Şekilleri, Materyalizm ve Tüketicilik, Odasından Çıkmamak, Okul Korkusu, Okulda Kopya Çekmek, Okulda Kötü davranışlar, Okuldan Kaçmak, Olumsuz Olmak, Olur Olmaz Yerde Ağlamak, Oyalanmak Sürüncemede Bırakmak, Ödünç Alıp Geri Vermemek, Öfke Nöbetleri (fiziksel ve sözel), Övünmek, Parmak Emmek, Paylaşmamak ve Kendine Saklamak, Pirsing, Dövme ve Diğer Beden Süsleri, Pornografi ve Cinsel Sorumsuzluk, Sabah kavgaları, Saldırgan Fiziksel Hareketler, Sataşmak ve Küfretmek, Savurganlık, Saygısızlık, Sızlanmak, Sinir Bozucu alışkanlıklar (Burun Karıştırma, Tırnak kemirme) Söyledikleri Yerden başka Yarler Gitmek, Sözünü Tutmamak, Sportmenlikten Yoksunluk, Suç işlemek, Surat Asmak, Taciz Etmek İtmek Dürtmek, Tarikatlara Bulaşma, telefon, Televizyon, Elektronik ve Bilgisayar Bağımlılığı, tembellik, Tuvalet Eğitimine ilişkin Zorluklar, Tükürmek, Umuma Açık yerlerdeki Çekişmeler, Unutkanlık, Utangaçlık, Yakınmak, Yalan Söylemek, Yalvarmak, Yatağını Islatmak, Yatma zamanı Kavgaları, Yemek Kavgaları, Yemek Zamanı Kavgaları, Yerinde Duramamak.

Aytaç AÇIKALIN

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın