DÜŞÜNCELERİN ÖMRÜ NE KADARDIR?

Bir alt yazım başlığını soru cümlesi ile açmak, daha doğrusu okumaya niyetlenmiş kişiyi daha ilk satırda soru ile karşılamak ne kadar doğru oldu diye düşünüyorum. Ancak ben yazarken, siz de satırları izleyerek birlikte olmaya niyetlenmiş kişiler olarak, bundan böyle birlikte yol almak, diyeceklerimizi birlikte bulmak, söylemek; yani birlikte düşünmeye, seslendirip söylemeye, soruların cevaplarını bulmaya ve sonuçlarını paylaşmaya ortak niyetimiz var demektir. Gerçekten düşüncenin ömrü ne kadardır? Düşüncelerimiz oluşup bizi yönlendirirken, başka bir düşünce gelip onu sıfırlayıp yerine mi yerleşiyor; yoksa düşüncelerimizin hepsi bizimle birlikte davranışlarımızda ve alışkanlıklarımızda yani tüm yaşamımızda varlıklarını birlikte mi sürdürüyorlar? Yönetim bilimi veya bilim felsefesi kitaplarında bu duruma paradigmaların ardışıklığı, binişikliği, baskınlığı başlıklarında yer veriyorlar. Bir düşünce kalıbı (şablonu/paradigma) durumları, olay ve olguları kapsama, açıklama gücünü yitirmeye başladığında farklı bir ya da birden çok düşünme ifadesi, kalıbı, söylemi yayılır alana. Bu durumda, yeni düşünce biçemleri ile eski söylemler sarmal oluşumlarda bütünleşip, birlikte varlıklarını bir süreliğine daha sürdürebilirler. Bu süreçte yeni düşünme biçimleri giderek yoğunluğunu artırıp, bizi her an daha başka düşünce biçemlerine (stillerine) yöneltiyorlar diye düşünüyorum. 

Mecaz (metafor) olarak bir ip örneğini kullanmak istiyorum. İnce bir iplik var elimde, epeyce de uzun; yapmak istediğim el veya makine işlerine de uygun. Bir süre sonra elimdeki iplik yeni çıkan materyallerin hepsini bağlamak ve ya dikmek için uygun olmamaya başladı. Bu yeni materyaller için farklı bir iplik türü daha sağlıyorum; rengi ve kalınlığı farklı eski ipliğimizden, ama o da sonuçta bir iplik ve genelde aynı işte kullanıyorum. Yeni durumları, sorunları. Tümüyle terkedeceğim eski ipliğimi; elimde mevcut ipliklere de aralıklarla başvuruyorum ve giderek tezgahın üzerinde birden çok renk ve kalınlıkta ipliğim var zaman zaman hepsinden yararlanıyorum ama bu son aldığım ipliği, makinelere uygun olanı, daha çok kullanmak zorunda kalıyorum. 

Düşüncelerimiz ilkinden başlayıp yenileri ile bütünleşerek “anlık gelişmiş” düşüncelerimiz olarak hayatımıza yansıyor sanırım? Düşüncelerimizden bir kısmını zaman içinde aralıklara yayarak terk ederken, düşüncelerimize yenilerini ekleyerek (kalan ipliklere yeni iplikler de ilave ederek) düşünmeye, yeni düşünceleri mayalamaya devam ediyoruz sanki. Ama yeni düşüncelerimizden eskileri ile çelişen, yerleşik düşünce kalıplarına uymayan bir kısım düşüncelerimizi kolaylıkla terk mi ediyoruz? Vaz mı geçiyoruz? Hep yeni düşüncelerle mi yaşamı sürdürmeye çalışıyoruz, yoksa zaman zaman daha önceki düşüncelerimize dönüp yola devam etmeyi mi tercih ediyoruz? Düşüncelerimizin sarmalı ipten ipliğe, iplikten sicime, sicimden urgana, urgandan halata mı dönüşüyor, yoksa zaman içinde bir kısım düşünceleri, zihnimizde oluştuktan hemen sonra sistemden çıkarıyor muyuz? Veya varolan düşüncelerimizin bir kısmı ile yeni bir takım düşüncelerimizi bütünleşip farklı bir renk ve kapsamda düşünce demetleri mi oluşturuyoruz? Belki başlangıçtaki düşüncelerimizin tümünü terketmiyoruz ancak zaman içinde onları durumlar, kendimize veya başkalarına ait farklı düşünceler karşısında sınamak fırsatı buldukça sürdürüp geldiğimiz düşünce demetimiz (ipimiz) gelişiyor, renkleniyor; ilk düşüncelerimizden tümüyle ayrılmadan düşünce ve davranışlarımızda farklılaşıyoruz. Bu düşünsel değişimi izleyerek, yeni özgün (orijinal) düşünceler üretiyoruz ve onları yeni alışkanlıklarımızın, davranışlarımızın itici gücü olarak geliştiriyoruz. Kısacası zaman içinde düşüncelerimiz değişiyor.

Farklı, yeni olaylar, durumlar, yorumlar, uygulamalar, kaynaklar, mekanlar ile karşılaştıklarında, düşüncelerini değiştirmekte tereddüt edenler, böyle durumlarda çekingen, tutumları ile, kendilerini huzursuz hissedenleri, isteksiz veya ağır davrananlar, hatta direnenleri nasıl  tanımlayabiliriz? Bu tür insanları tutarlı, karakterli, güvenilir sıfatları ile betimleyebiliriz. Buna karşılık zaman içinde düşüncelerini değiştirenleri veya olgu olarak ifade edilse düşünceleri “değişen insanları” nasıl değerlendiriyoruz? Kişilik aşınması, bozulmak, anlamlı bir vurgu ile, “o eskisi gibi değil, şimdi çook değişti!”, ideolojik bir geçmişten söz ederken “dönek”, davaya ihanet etti vb. nitelendirmelerle anıyorlar.

Bu durumu daha da somutlaştırmak için bir yaşantımı paylaşmak isterim. “İnsan Kıymetinin Gelişimi” programını yürütmekte olduğumuz ilçede, programın günlük çalışma dilimi bitmiş, otele dönerken ilçe milli eğitim müdürü meslektaşım, sakıngan (ihtiyatlı) bir ses tonu ve el hareketi ile (elini sol göğsüne koyarak) “size bi şey soracağım” dedi. Sayın müdürüm biraz evvel grupla iletişim biçimleri üzerinde çalışırken açıkladım, örnekler verdim. Birisiyle iletişime gireceğiniz zaman ‘size bir şey soracağım’ demeyin lütfen. Sormak, karşı taraf için sorgulanmaktır ve bu kişiyi rahatsız eder, kişiyi iletişime kapatır. Daha iyi bir başlangıç yapmak, iletişimin hedefine ulaşması için ‘bir şey öğrenmek istiyorum / öğrenebilir miyim?’ söz dizimi daha uygundur” dedim. Hemen, “peki, o zaman sizden öğrendiğim üç sihirli kelimeden birini (teşekkür ederim, lütfen, özür dilerim) kullanarak, özür dilerim.” ‘Öğrenmek istiyorum lütfen’ konumuna geçti. Ben de “teşekkür ederim gruptaki paylaşımlarımızı uygulamaya aktardığınız için” ve izleyerek “buyurun sizi dinliyorum” dedim. “Sayın Hocam sizi birçok yönden örnek olarak görüyorum ve sizinle, öz geçmişinizle farklı kaynaklardan bilgi edinmeye çalışıyorum. Oldukça yoğun, kapsamlı ve derin bir meslek, kariyer yaşamınız var. Güvendiğim sizi tanıyan bazı arkadaşlarım sizi geçmişte ‘diri bir solcu’ olarak tanımlıyorlar. Halbuki şimdi sizi izliyorum, ibadetiniz, mütevazi, sade yaşam biçiminiz, farklı görüş ve düşüncelere gösterdiğiniz anlayışınız ile hiç o tanımla çakışmıyorsunuz; neden, nasıl oldu da böyle yolunuzu, yönünüzü değiştirdiniz?” Durdum, döndüm, yüzüne bakarak “Sayın müdürüm ben, değişimimi sadece bu aşamada, tamamlamadım, düşünüyorum, hala yeni bir yol ve yönler bakınıyorum, arıyorum” dedim. Teşekkür ederim dedi ama ne anladı bilmiyorum. Gerçekten tutum ve davranışlarımızı biçimlendiren düşüncelerimizin ömrü ne kadardır? Benim düşüncelerimin ömrü, yeni düşüncelerimle sınırlıdır. 

Ne düşünüyorsun? Hiiiç!

Nasıl başarıyorsun?