Ben Müdür Olsam

(12 Mart 2021’de yazılmıştır.)

On iki mart günüydü (2020) bir lisede son sınıf öğrencileriyle “Benim de Hayallerim Var” isimli paylaşım gelişim sohbetinden sonra okul müdürünün odasında çay eşliğinde, bir tür etkinliği değerlendirme toplantısı yapıyorduk; ayrıca dört öğrenci yayınlamakta oldukları bir dergi için benimle görüşmek üzere aramızdaydılar. Okul müdürü masasında, genelde gözü bilgisayar ekranında okulların tatil edilip edilmeyeceği konusunda bakanlıktan bir emrin gelip gelmeyeceğini izliyordu.

Saat 16.30 civarında Bakanlığın salgın bir hastalık nedeniyle öngördüğü uygulamaları içeren genelgesi “ekrana düştü.” Genelge, okullarda belirli ders düzeni dışında her türlü toplu etkinlikleri durdururken, gezi, toplantı, konferans gibi toplu etkinliklerin şimdilik ertelenmesini içeriyordu. Okul müdürü durdu, rahat bir nefes aldı, “iyi oldu hocam, biz tam zamanında bitirdik. Daha geç bir saate kalsaydı bu genelge kapsamında kalırdık; şimdi bize kimse bir şey diyemez” dedi. Düşündüm teknoloji bizi üst düzeyde “zaman ayarlı” konuma getirmişti, amma galiba kaygılarımız da artmıştı, burun farkı ile kazanmaya/kaybetmeye çok duyarlı hale gelmiştik. Okuldan ayrılıp eve dönerken düşündüm: Ben Müdür Olsam?

Bu genelgelerin ardı arkası kesilmez. Zaten kriz dönemlerinde kurumlarda haberleşme sayısı artar. Ben buna somut bir karşılıkla, “örgütün ateşi yükselir” diyorum. Yöneticilerin en sakin, sabırlı olmaları zamanıdır bu zamanlar. Sağaltmanın ilk süreci örgütte bilinmezlikleri, kaygıları azaltmak bu amaçla doğru ve yoğun bilgilerin uygun kanallardan okul içine ve dışına yönelik olarak yaymaktır. Bu genelge akışı, müdür yardımcılarımın da ekranında da görüntülenmiştir mutlaka. İlk aşamada onlarla göz göze gelmekte yarar var, ister benim odamda ister onun odasında, farketmez. Ayaküstü, kısa ve hızlı bir görüşme: Öğretmenleri, okul çalışanları, servis sürücülerini, öğrencilerini bekleyen ana babaları haberdar etmek süreci görev olarak paylaşıldıktan sonra kimin nasıl, hangi yöntem ve teknikleri kullanarak iletişim kuracaklarının seçimi onlara bırakılmalıdır. Lütfen o, sizin bilinen, okulda herkesin görmeye alışık olduğu gülümsemenizi hiç bir koşulda perdelemeyiniz. Hatta biraz da mizah yeterliğinizi de işe koşun. Öğretmenler odasına giriyorsunuz: Selamlar getirdim size Bakanımızdan, Ziya öğretmenden. Okuldaki öğrenim etkinliklerimize iki hafta ara veriyoruz. Evet lütfen şaka değil zaten sizler de bekliyordunuz. İkinci bir haftalık ara tatili öne alıyoruz; ikinci hafta “uzaktan öğretim” yapacağız. Lisedeki iki çocuğu ile gençlik sorunları yaşayan tarih öğretmeni heyecanla ve biraz da tedirgin soruyor: Liseler de mi? Evet ilk, orta dereceli okulların tümü. Ancak Ziya Öğretmen sizi kolladı bu sefer öğretmenlerin okula gelmeleri de söz konusu değil. Bu sefer yeni atanan aday öğretmen öğrenmek istiyor: Müdür bey bizim stajyerlik sınavlarımız vardı onlar? Öğretmenim o kolay anlaşılan sizin adaylığınızı evde tamamlayacağız. Ne güzel o bütün yıl taşıdığınız kitapları okumak fırsatınız olacak. Teşekkür ederim. Müdür Bey, Projelerimiz vardı, gösterilere hazırlanmıştık o kadar da? Diyor İngilizce öğretmeni. Şimdi projeler yer değiştirdi. Hem dualarınız, istekleriniz yerine geldi; hep diyordunuz ya “veliler çocukları ile ilgilenmiyorlar” şimdi ilgilenmek hep onlara kaldı. Velilerden bana yakınmalar gelebilir, öğretmenler çocuklarla ilgilenmiyorlar diye. Mükremin Bey (müdür yardımcısı) size daha geniş bilgi verecek. Çocukların servislere geçmelerini gözetelim, okuldan ayrılmadan kısa bir süre için, ayak üstü de olsa bir araya gelelim, burada, öğretmenler odasında; mesela 15:45 olabilir mi ne dersiniz? Çocukların servisi en son 15:30’da kalkıyor, biz de eşyalarımızı toplayalım, eğer uygun olursa 16:00’da burada bir araya gelelim. Teşekkürler! Zümrelerinize haber verin, saati iletin lütfen, toplantının gündemi: “Uzaktan Eğitim.” Görüşürüz.

Müdür odası okulun karargâhıdır. Yok canım kötü yorumlamayın; okulumuz da öyle “savaş alanı” gibi değil, amma çok dikkatle planlanması, yürütülmesi gereken karmaşık, hatta kaotik bir yönetim alanıdır okul. Bu hareketli saatte odada olmanız gerekmez amma odaya uğramak gerekebilir. Üst makamlardan gelecek okulun çevresinin gerektirdiği yeni durum belirlemeleri iletebilirler. Müdür yardımcısı Mükremin Beyin her şeyden haberi olması, sizin de Mükremin Beyden haberinizin olması gerekir. Okulu denetlemenin kritik zamanıdır bu an, “okul kapanıyor!” haberi, öğrencide, öğretmende, velide, çalışanlarda ve çevrede farklı kıpırdanmalar, eylemler ve söylemlere kaynaklık edecektir. Önce yardımcılarınız, izleyerek zümre başkanları, sizin bildiklerinizin, düşündüklerinizin aynısına sahip olmalıdırlar. Saat 15:45; sizin, okul müdürü olarak, öğretmenler odasında ayakta elinizde takvim defter ve öğrenime ara verildiğine ilişkin emrin çoğaltılmış örneği ile bulunmanız kolaylık sağlar. Unutmam o ünlü beyti: Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür (insan belleği unutma denen bir hastalığa müpteladır.)

Okulu kapatmıyoruz! Merak etmeyin işsiz kalmamız söz konusu değil. Salgın bir hastalık nedeniyle öğrenime şimdilik iki hafta ara veriyoruz. Birinci haftası ikinci ara tatilin yerine geçecek amma ikinci hafta “uzaktan eğitim” ile öğrenime uzaktan devam edeceğiz. Bütün öğrenim tasarım ve uygulamalarını yeniden gözden geçirmemiz ve her zaman olduğu gibi çocuklarımız, okulumuz için en etkili uygulamaları gerçekleştirmemiz söz konusudur. Uzaktan eğitim konusunda teknik bilgi ve uygulamalar açısından Saygın Bey ve Neşe Hanım (bilgisayar veya bu konuda yetkin öğretmenler) sizlere yakından ve uzaktan destek verecekler. Öğrenmek istediğiniz bir husus varsa paylaşalım lütfen. Her öğretmeni söze katılıma davet ederken, konuyu, sorumluluklarını yeterince açık algılayıp algılamadıklarını gözetin, kısa cümlelerle eksikleri tamamlayın, yanlışları doğruları ile değiştiren.

Boş okul ne heyûlâ (büyük boş ürkütücü) bir yapıdır. Her şey pencereler, kapılar, duvarlardaki levhalar olduğundan büyük görünür. Bir tek müdür odası kalır ücra bir köşede, içi aydınlık ve sesli. Şimdi bu boş büyük binayı dizginlemek, yönetmek gerek. Önce giriş çıkış güvenliğinin sağlanması; ardından içeride sınıfların, salonların, öğretmenler ve diğer çalışanların odası, askılıkların koridorların kontrol edilmesi, varsa öğretmen, öğrenci ve çalışanlara ilişkin eşyalarının güvenilir bir ortama nakledilmesi. Bütün bunların yapılıp yapılmadığı müdür yardımcısı veya bir görevli tarafından sağlanmalı, sonuçtan, alınan tedbirlerden müdüre bilgi verilmelidir.

Şimdi sistemin enerji yüklenmesini gözden geçirmek zamanı. Akan musluk, açık elektrik lambalarını kapatın. Okulun ana ısıtma sistemi dışarıdaki hava çok düşük bir ısıda değilse kapatılmalı, elektrik açma kapama aygıtları (şartelleri) katlara veya birimlere göre indirilmeli. Doğalgaz giriş vanası kapatılmamış mı? Unutmayalım. Şimdi okul yöneticileri bir araya gelelim. Evet lütfen her birimden kısa bir bilgilendirme almak isterim. Müdür yardımcılarının yetki alanları ve konuları vurgulanarak belirlenirken sözlü, yeni görevlerin ilavesi veya çıkarılması söz konusu olabilir. Bu aşamada özellikle zümre başkanlarının veya sınıf öğretmenlerinin bu süreçte üstlenmek konumunda oldukları öğrenim biçimine uygun olarak gerçekleştirmek zorunda kalacakları girişimler çok iyi analiz edilip vurgulanmalıdır. Özellikle birinci hafta öğretmenlerin moralleri üzerinde yoğunlaşmak, ikinci haftanın uzaktan eğitim için sunum programlarını paylaşmak. Her gün her öğretmen ile bir yolla iletişim kurulması ve gün içinde yaşananlar ve başarılar için dönüş sağlanması.

Okul, bina olarak boş fakat öğrenim devam edecek. Okul yönetimi bomboş okuldaki en yoğun düşünsel doluluk, hemen hiç kimselerin olmadığı bir bakıma sessizliğe, ıssızlığa karşılık dirik eylemsel karşı koyuş gibi. Böyle okul olur mu? Neden olmasın?

Aytaç AÇIKALIN

Kendi deyişi ile: O, "güncel bir eğitim dinazorudur." Diyarbakır’ın Kabi (Bağıvar) köyünde İlkokul öğretmenliği ile başlayıp 12 yıl ilköğretmen okullarında "Essah öğretmen yetiştirmeye gönül ve emek verdi." Hatay ve Edirne Milli eğitim müdürlükleri sonrasında üniversitede, "bildiklerinin yeniden inşasına (yapılandırmasına) girişti." Eğitim Yönetiminde doktora unvanını, 1995 yılında, profesörlük kariyeri ile noktaladı. Üniversite çatısı altındaki akademik yaşamını 2002 yılında emekli olarak tamamladı. Kendi deyişi ile: "Çekildi izzet-i ikbal ile babı ulemadan". Bugün "Gerçek anlamda eylemli akademik yaşantısını" insan kaynağının geliştirilmesi çalışmaları ile sürdürmektedir. Birikimlerini İnsanların başarısı ve mutluluğu için herkes ile paylaşmaktan çok mutludur

BEĞENEBİLECEĞİNİZ DİĞER YAZILAR

Bir Cevap Yazın