AKADEMİK GÜNLÜK

12 Şubat 2018 Çanakkale / Eceabat / Kilitbahir

Ben ilköğretmen okulu ve Gazi Eğitim Enstitüsündeki öğrenimim sürecinde felsefe dersi almadım. Almadım derken “programda vardı da almadım” anlamında değil, müfredatta felsefe dersi yoktu. Yüksek lisans düzeyinde 10 haftalık bir “eğitim felsefesi” dersi aldım fakat felsefe eğitimi görmediğim için eğitimi felsefe boyutunda içselleştiremedim. Öğretim üyesi olduktan sonra, lisans, yüksek lisans, doktora düzeyinde konuları yeterince dolgun ve doyurucu sunamadığımı hissettim. Doçentlik unvanını aldığım yıl, ODTÜ de, 14 hafta yetkin insan Ahmet İnam’ın felsefe derslerine devam ettim. Bu nedenle olsa gerek bu öğrenim fırsatını izleyen akademik yaşamımda öğrenim etkinliklerimi “bağlantısallık” yaklaşımı anlayışı ile sürdürmenin çabasını veriyorum. Türker Kılıç’ın deyişi ile evrende “hiç bir şeyin tek başına bir anlam taşımadığı” anlayışını rehber olarak kullanıyorum. Doktora öğrenimim sırasında yaptığım bilimsel (!) araştırma önerilerinde “… konusu, eğitim yönetiminin bütünlüğünden ayrılarak araştırılabilir” sayıltısını yerleştirmekten çekinmezdim ve bu sayıltı değerlendirme üyelerince kabul edilirdi. On yıllar sonra bilimsel düşünce ve eylemlerimde bağlantısallığı çözümleyici bir düşünce çerçevesi (paradigma) olarak izlemeyi sürdürüyorum. Örnekse, ipek böceği (tırtıl), koza, kelebeği hatta dut ağacını ve yapraklarını ayrı ayrı düşünmeyi yetersiz ve anlamsız sonuçlara götürecek bir yöntem olarak değerlendiriyorum. Örneği akademik paylaşımlarımıza getirdiğimde, eğitim olgusunu, fizik, kimya, biyoloji, felsefe, psikoloji, coğrafya, tarih, genetik, matematik, sosyal, politik, ekonomik ilişkilerinin bütünlüğünde görmeden, eğitimi, sözde ve yapay bir alanda düşünmenin imkansızlığını yaşıyorum. Bu durum çoğu kez parça parça edilmiş, bir alan gibi belirlenmiş bir parça üzerinde çalışırken benim bütünselliğe yönelimim, zaman zaman katılımcıları da kaygılandırmakta ve rahatsız etmektedir.

Herkese Bilim Teknoloji’nin dergisinin 22 Aralık 2017 günlü sayısında Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi üyesi, beyin cerrahı, nörobilim uzmanı Kılıç ile yapılan bir söyleşi, eğitim alanında kendi yöntemimimi anlamak ve açıklamak için bana önemli ip uçları verdi. Anılan söyleşide yeteneği veya üstün yeteneği “beynin bağlantısal bütünsellik içinde daha önce hiç oluşmamış yeni bir enformasyon ağı yaratması” biçiminde ve izleyerek öğretmenleri en etkin beyin cerrahları olarak tanımlaması zaman zaman titreşen düşüncelerimi durulaştırıyor. Şimdilik bunu üstün yeteneği açıklamak açısından “doğru bir tanım” olarak niteleyebilirim. Ne zamana kadar doğru? Bu soru için, ‘gelecekte daha doğrusu tarafından yanlışlanıncaya kadar‘, yanıtı da şimdilik doğrudur.

Bağlantısal bütünsellik konusunda en azından yüksek lisans ve doktora düzeyinde bir bilinçlilik hali yaratmam gerekir. Bilinç nedir? Nasıl oluşturmam gerek? Bu cümleyi yazdıktan hemen sonra, yukarıda sözünü ettiğim söyleşi geldi aklıma. Kılıç şöyle bir hiyerarşik yapı veriyor:

İnorganik varlık == Organik varlık == Canlılık == Beyin == Bilinç == Zihin ==Yaşam.

Bu hiyerarşik yapı içinde bilinç, beyne değil yaşama dair bir özellik olabilir. Bilinç 2 üzeri 100 milyarlık olasılık arasından seçim yapma hali diye tanımlanıyor. Benim açımdan baktığımızda 2 üzeri 100 milyar çarpı 24 (yüksek lisans öğrenci sayısı) olması gerekir. Zor değil. Çünkü bağlantısal bütünlüğün bilincine varmadan, bu gün eğitim, öğretim diye yaptıklarımızı, bu eylemler için tasarladığımız fiziksel yapı ve örgütleri çözümleyip değiştirmemiz zor olacak. Bir kısım ülkelerde, “yaşam ağı içinde her şey bir diğeri ile eşdeğerdir.” ilkesi yer etmeye başlamış. Örnekse, Almanya’da evde beslenen hayvanların, evcilleştirilmiş hayvan olarak değil evin bireyi olarak görülmesi için yasal düzenlemeler yapılmış. Yeni Zelanda’da koyunların duygularının varlığı, koyunlar duygusal varlıklar olarak kabul edilmiş.

BİLİMLE DOĞAYA HÜKMETMEK, KONTROL ALTINA ALMAK gururundan vazgeçip, parçayı bütün, insanı yaşam olarak görmeyi içselleştirmem gerekiyor. Bu konuları daha geniş inceleyip yüksek lisans ve doktora grubu meslektaşlarımla müzakere etmeyi düşünüyorum.