ORTAK DUVAR

VİZYON

Vizyon kelimesi resmi dilde ve kişilik gelişiminin sözlü, yazılı anlatımlarında sık kullanılmasına rağmen, yerleşmiş Türkçe bir karşılığı yoktur. Dil, konusunda duyarlı muhafazakar kesimin “firaset (feraset)”, Türkçe tutkunu devrimci grubun “uzgörü” önerilerinin hiçbirinin yeterince kullanım alanı bulduğu söylenemez.

Vizyon, birey veya kurum açısından “şu anda içinde olmadığımız fakat geçebileceğimiz bir durumu” ifade eder. Vizyon, “Nasıl olmak istiyoruz? Nereye gitmek istiyoruz?” sorularına cevap verir. Bu soruları cevaplarken yeterince büyük düşünebilir ve büyük düşüncelerimizle konuşurken, “ne olabiliriz?” sorusuna hayal ve gerçek kapsamı bir düzlemde olmak gerekir.

Vizyon, kuruluşun bir hedefe odaklanmasını ve bu hedefe yönelmesini sağlayan araçtır. Amaç ve hedeflerden farklı olarak vizyon her yıl değişmez, belirsizlik ya da beklenmedik durumlarla karşılaşıldığında kuruluşun ne yapması gerektiğini ortaya koyar. Vizyonu oluşturmanın ve geliştirmenin en ideal yöntemi, vizyonu çalışanlarla birlikte oluşturmaktır. Ancak bu yöntem, en iyi vizyona sahip olmanın değil, en iyi vizyonu geliştirmenin ideal yoludur.

Kurucunun, patronun, liderin veya bir profesyonelin oluşturduğu vizyon, tüm çalışanlar, tarafından paylaşılan bir vizyona dönüşmelidir. Örnekse Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı 2015-2019 Stratejik Planı ile belirlenen VİZYON:

Hayata hazır,
Sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi.

Bu kararlı anlatım, Bakanlık Merkez örgütünde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın her tür ve düzeydeki kurumlarında, birimlerinde çalışanları etkinlikler yönünden bağlayıcıdır. Kurumsal başarının izlenmesi sürecinde, ortaya konulan tasarı ve uygulamaların değerlendirilmesinde kullanılacak ölçüt budur. 2019 yılına doğru eğitim adına atılan her adımın izlenmesi, başarının sorgulanması için, bu VİZYON kapsamında yapılandırılan STRATEJİK PLANIN hedef ve ilkelerinin tüm YÖNETİCİLER tarafından çok iyi bilinmesi gerekir.

Düşüncelerinizi Paylaşın
OKUL ÖNCESİ, İLK ve ORTAOKUL DÜZEYİNDE

DEĞERLER EĞİTİMİNDEN ÖTE KARAKTER GELİŞİMİ

Durum

İki bin dört yılında “yenilenen” ilköğretim müfredatı, önceki programlarda yer alan “Ahlak Eğitimi ” yerine, “Değerler Eğitimi” anlayışını getirmiştir. Ne var ki programın bu boyutu da yenilenen programın fikir temelini oluşturan “yapılandırmacı eğitim” gibi eğitim yöneticileri ve öğretmenlerin çoğunluğu tarafından yeterince algılanıp uygulamaya aktarılamamıştır. Zaten “değerler” yaklaşımı, değişken, içeriği farklı doldurulabilecek, kişiselleştirmeye müsait bir alan olarak tanımlanabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı, çocuklarımızın, gençlerimizin bedensel, zihinsel, ruhsal ve duygusal boyutları ile bütünde geliştirilmesi konusundaki çabalarını giderek yoğunlaştırmaktadır. Bu kapsamda “Değerler Eğitimi” uygulamalarını okullarda öncelikli bir konuma getirme girişimindedir…

Yazının Tamamı

BİLİM, AHLAKİ PUSULANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Reyhan Oksay, 26 Eylül 205 tarihli New Scientist Dergisindeki Bilim, ahlaki pusulanın yönünü değiştirebilir mi?
başlıklı makaleyi 23.10.2015 günlü Cumhuriyet Gazetesi’nin CBT 1492 sayılı ekinde yayınladı.
Okullarımızda “Değerler Eğitimi” kapsamında etkinlikler yoğun biçimde sürdürülürken, öğretmen ve yönetici meslektaşlara farklı bir pencere açmak amacı ile özetlenip düzenlenerek aşağıda verilmiştir.

Bilim, ahlaki pusulanın yönünü değiştirebilir mi?

Ahlaki hükümler genel olarak bilimsel açıklaması olmayan zihinsel faaliyetlerdir. Bilim insanları ahlaki düşüncelerimizin çoğunlukla sezgilerimizin ve iç sesimizin boyunduruğu altında olduğunu gördüler. Şimdi dünyanın daha iyi bir yer olması için ahlaki pusulanın yönünü nasıl değiştirebileceklerini araştırıyorlar.

Ahlak günlük yaşantımızda, sorun yaratan sosyal çatışmaları yatıştıran bir araçtır. Ahlak, bencil bireyleri işbirliği yapmaya zorlar. (Joshua Greene)

Gün içinde aldığımız kararları nasıl veririz? Sorusuna karşılık, Jonathan Haidt “Ahlaki yargılarımız akılcı düşüncelerimizin değil, iç sesimizin ve sezgilerimizin bir yansımasıdır”; cevabını vermektedir…

Yazının Tamamı

EĞİTİMDE MAZİYİ YAKALAMAK

Zamanı durdurmak, geri çevirmek, zamana yetişmek, geçmişe hükmetmek herkesin hayali.

Kim istemez çocukluğunu, gençliğini yeniden yaşamayı. Okullarımızı, öğretmenlerimizi, kitaplarımızı, defterlerimizi, karnelerimizi iplikle boynumuza astığımız, kenarlarını çiğneyip kopardığımız yazı silgilerimizi, tebeşir yazıları için kullanılan yuvarlak keçe tahta silgilerini görmek, dokunmak ne kadar mutlu edecektir bizi.

Birlikte başarmak için sizi davet edeceğim etkinliği büyük, kapsamlı başlıklarla örneğin “proje”, “eğitsel girişim” v.b. adlandırmak istemiyorum. Neyi birlikte başarmak istediğimi kısaca dillendireyim; hedefimiz: ÖĞRETİMDE ZAMANA / OKULDAN KALANA ULAŞMAK

Yazının Tamamı

ORTAK DUVAR MESAJI

Her seviyede eğitim-öğretim kurumlarının kaderlerine terk edildiğini günlerce düşünüyorum; belki de onlara -devletin şart koştuğu müfredatlara, devam zorunluluğuna, kadrolu öğretmenlere, saatlerce süren derslere, notlara derecelere ve bütün bunlara- veda etmenin ve o kutsal hale getirilmiş boğucu duvarların dışında gerçek öğrenmenin çiçek açmasına izin vermenin zamanı gelmiştir. Anaokulundan en prestijli doktora programına kadar her bir eğitim kurumunun yarın kapanacağını hayal edin. Ne harika olurdu! (Rogers. Carl R., Yarının İnsanı. s:260)

Düşüncelerinizi Paylaşın